HAMDULLAH EFENDİ HAZİRESİ



Tunusbağı Çeşmesi önünden, Karacaahmet Sultan Türbesi'ne giden Tunusbağı Caddesi üzerinde, sol tarafta ve türbeye oldukça yakın bir mesafede ve Hattatlar Mezarlığı veya Şeyh Sofası adıyla bilinen yerdedir.


HAMDULLAH EFENDİ HAZİRESİ

Tunusbağı Çeşmesi önünden, Karacaahmet Sultan Türbesi'ne giden Tunusbağı Caddesi üzerinde, sol tarafta ve türbeye oldukça yakın bir mesafede ve Hattatlar Mezarlığı veya Şeyh Sofası adıyla bilinen yerdedir. Şeyh Hamdullah Efendi Türk hat sanatının en büyük üstadıdır.

'Yakut Musta'sımî'nin hattına yeni bir düzen, Arap harşerine yeni güzellik veren Şeyh Hamdullah beş asır boyunca Türk hat sanatının en büyüğü olarak tanınmış, kendisi tereddütsüz 'hattatların kıblesi' sayılmış, beş asır boyunca gelmiş geçmiş hattatlar hep yazılarını onun yazısına benzetmeye çalışmışlar ve onun yazısına benzettikleri, ona yakın yazdıkları ölçüde büyük ve güçlü sayılmışlardır. Hat sanatının Arap âleminin dışında Türklere mahsus bir edâ kazanması Şeyh Hamdullah sayesinde olmuştur.

Şeyh Hamdullah Amasya'da doğdu. Babası Mustafa Dede Buhara'dan Amasya'ya hicret edip orada yerleşmiş, Sühreverdiye tarikatinden olduğu için de 'Şeyh Efendi' diye tanınmış faziletli ve bilgili bir zat idi. Babasının şeyhliği dolayısı ile Hamdullah'a şeyhin oğlu manasına 'İbni Şeyh' veya 'İbni Mustafa Dede' denirdi. 840 (1436) tarihinde doğdu. Yazıyı Yakut Musta'sımî'nin talebesi Abdullah Sayrafî'den öğrenmiş olan Hayreddin Maraşî'den ders aldı.

Sayrafî'nin, Cemaleddin Yakut'un yazılarını toplayarak meşk ede ede olgunlaşmaya çalışıyordu ki, bu devrede yazıyı elindeki örneklerde olduğundan daha güzel bir hale getirmek gayreti içindeydi. Şeyhin geçirdiği bu sıkıntılı günlerinden birinde kendisine Hızır'ın (a.s.) göründüğünü, ona bazı nasihatlarde bulunduğunu ve bazı şeyler öğrettiğini, o sayede hayalinde kurduğu yazı tarzını elde etti- ğini, Müstakimzâde söylüyor. Sultan II. Bayezid tahta çıkmadan evvel Amasya valisi idi. Hamdullah'ı burada tanıdı.

Bayezid, Hamdullah Efendi'den ders ve icazet almış ve birbirlerini çok sevmişlerdi. Bayezid tahta çıkınca onu İstanbul'a davet etti. Ona Topkapı sarayında Harem-i Hümayun'da bir meşk odası vererek daima beraber olmak, yazdıklarını görmek istemişti. Şeyh Hamdullah İstanbul'a geldiğinde ilk defa Kadıasker Hamamı civarındaki bir evde oturmuş ve buradan saraya alınmıştır.

Şeyh Hamdullah Efendi aynı zamanda usta bir ok atıcı idi. Okmeydanı'nda bilinen ilk menzil taşlarından biri ona ait olup 911 (1505) tarihlidir. Bu taş elan mevcuttur. Kendisi aynı zamanda Okmeydanı'ndaki Okçular Tekkesi'nin şeyhi idi. 'Şeyh' ünvanı da oradan gelmektedir. Kendisi aynı zamanda ünlü bir şahin avcısı idi.