ÜSKÜDAR'DA BULUNAN TARİHİ TEKKELER



ÜSKÜDAR'DA BULUNAN TARİHİ TEKKELER


ÜSKÜDAR'DA BULUNAN TARİHİ TEKKELER

ACIBADEM TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Gazi Caddesi, (eski Selâmsız Caddesi) üzerinde ve Ekmekçibaşı Sokağı'nın sağ tarafındaki sette ve eski tramvay deposunun yerinde idi. Amerikan Kız Koleji bu tekkenin bahçesinden ayrılan arsa üzerine yapılmıştır. Tramvay deposu da 1911 tarihinde bu vakıf arsasının bir bölümü üzerine tesis edilmiş ve buna karşılık olarak, Kuruçeşme'deki arsaya şimdiki Selâmi Ali Efendi Camii yapılmıştır. Deponun sağ tarafındaki sokak, Vakıf Sokağı adını taşımaktadır. 1924 tarihinde mevcut olan tekke arsası bu tarihten sonra tramvay idaresine intikal etmiştir. Nâzım Bey, eserinde Arslan Ağa Çeşmesi su yolunu anlatırken suyun, "Bağlarbaşı'nda Acıbadem Dergâhı, bugün tramvay elektrik fabrikası nın bulunduğu arazinin üst tarafından geçtiğini" söyleyerek tekkenin yerini belirtmiştir. Tekke, bugüne kadar hep şimdiki Acıbadem semtinde aranmıştır. Oysa şimdiki Acıbadem semti 19 yüzyılın ikinci yarısından sonra iskân edilmeğe başlanmıştır. 1929 tarihli bir haritada Atlamataşı'ndan Bağ- larbaşı'na kadar uzanan ve Çinili Karakolu yanından geçen ve bugün Selâmi Ali Efendi Caddesi adı ile anılan uzun yokuş yol, üç kısım halinde gösterilmiştir. Atlamataşı'ndan Fatma Hatun Camii'ne kadar olan kısım Çınar Caddesi, buradan Çinili Karakolu'na kadar olan kısım Tekkekapısı Sokağı ve buradan Bağlarbaşı'na kadar uzanan kısım ise Acıbadem ismini taşımaktadır. Mecmua-yı Tekaya yazarı Ahmed Münib Efendi, tekkenin yerini çok güzel belirtmiştir: "Acıbadem Tekkesi, Üsküdar'da Selâmsız Caddesi üzerindedir. Celvetî olup 1890 tarihlerinde şeyhi Ahmed Efendi idi. Selâmi Ali Efendi Tekkesi de denir. Ayin günü Cumartesi idi. Ahmed Efendi zamanında tekkede kendisinden başka kimse yoktu. Küçük bir dergâhdı." 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde 'Hayranlu Mezarında Acıbadem Tekkesi' diye kayıtlıdır. Bu mezarlık 1940 tarihine kadar duruyordu. Burada gayet kıymetli taşlar vardı. Çinili Karakolu'nun sol tarafında ve yol aşırı yerde, bir servi ağacının dibinde bulunan tek kabir günümüze kadar gelebilmiştir. Bu, 1285 (1866) tarihinde vefat eden Hadice Hanım'a aittir. Yanında bir kaç sikke ve kırık şâhide vardır. Halk buraya Selâmsız Baba Türbesi diyor. Karakolun sağ tarafında ve yolun karşısındaki bir servinin altında da iki kabir vardır. Şâhidelerinde yazı yoktur. Büyük Selâmsız Mezarlığı'na yakın tarihlerde bir dizi ev yapılmıştır. 
2-AHMEDİYE CAMİİ RUFAÎ TEKKESİ (ŞEYH MAHMUT EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Tekke, Ahmediye Camii'nin Gündoğumu Caddesi'ne açılan avlu kapısının iki tarafında bulunan çeşme ve sebilin üzerindeki dershanede, 1316 (1899) tarihinde ölen Ahmediye Camii imamı Mahmut Raci Efendi tarafından kurulmuştur. Kendisi bir Rufaî şeyhi idi. 1899'da vefat ettiğine göre tekkeyi 1875- 80 tarihlerinde yapmış olmalıdır. Dershane daha sonra dar geldiğinden 1301 (1883)'te, camiin son cemaat yeri üzerine ahşap bir tekke binası yaptırılmıştır. Bu sırada cami de onarılmıştır. 1932-33 senelerinde, zaten harap duruma gelmiş olan bu bina, yağan karın ağırlığına dayanamayarak çökmüştür. Dergâhın camiye açılan pencereden bozma kapısı elan Gündoğumu Caddesi ve Esvapçı Sokağı'ndan görülmektedir. Tekke, Kefçe Dede Dergâhı adıyla da anılırdı. Bu tekkeden dolayı caddeye açılan avlu kapısına 'Tekke Kapısı' ismi verilmişti. Dershane içinde yakın zamana kadar duran tekkeye ait bazı eşya bugün yok olmuştur. Şeyh Mahmud Efendi'nin kabri, camiin kıble tarafındaki hazîrede ve Kefçe Dede Türbesi'nin önündedir. Hattat Nevres'in yazmış olduğu kitâbesi beş satır halinde olup, şudur: La ilâhe illallah Muhammedün resulullah Tarîkat-i âliye-yi rufaîye meşayih-i kirâmından Kefçe Dede Dergâh-ı ŞerîŞ post-nişîni eş-şeyh el-hac es-seyyid Mahmud Râci Efendi'nin ruh-u şeriŞne ve kâffe-i ehl-i iman ervâhına el-Fatiha. 3 Şevval 1316 Nefis bir hat ile yazılmış olan kabir taşının üzerinde 12 dilimli tac-ı şerif bulunmaktadır. Kitâbeden Mahmut Efendi'nin 14 Şubat 1899 tarihinde vefat ettiğini öğreniyoruz. Tekkenin âyin günü Çarşamba idi. Ahmediye Külliyesi'ne dahil olan bu güzel dershane, 1134 (1721-22) tarihinde yaptırılmış ve tekkenin kuruluş tarihi olan 1890 yılına kadar 182 sene mektep olarak kullanılmıştır 
3-ARİF DEDE EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, eski Toptaşı Caddesi ile Harmanlık Sokağı'nın birleştiği yerde ve sokağın sol köşesinde bulunan Arakiyeci Hacı Mehmed Mescidi (Kapıağası Mescidi) içinde tesis edilmiştir. Karşısında, Akyapı adı ile anılan ünlü Kapıağası Yakup Ağa'nın Mektebi ve çeşmesi vardır. Mescit binası yerinde bugün meşruta bulunmaktadır. Şeyh Mehmet Arif Dede Efendi, Şeyh Abdurrahman Efendi'nin halifesi olup 1165 (1751) tarihinde Nureddin Cerrahî Tekkesi'nde doğdu. Vefatı, 20 Şevval 1238 (1 Temmuz 1823) tarihindedir. Kabri, Nureddin Cerrahî Türbesi'ndedir. Arif Dede Efendi yine Üsküdar'da Şeyh Hafız Tekkesi'nin de şeyhi idi. (Bu tekke bahsine bakınız.) Arif Dede Efendi'nin kardeşi Zeynel-Abidin Efendi'nin oğlu Abdülaziz Zihni Efendi 1213 (1798) tarihinde tekkede doğmuştur. Bir müddet, Eyüp Nişancası'ndaki Sertarikzâde Tekkesi'ne şeyh oldu. 1238 (1822) tarihinde Nureddin Âsitânesi şeyhi olmuş ve burada vefat etmiştir. Sandukası Nureddin Türbesi'ndedir. Sicill-i Osmânî yazarı, Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Ruşen Efendi bahsinde "Celvetiyye'den Mudanya'da sakin Şeyh Abdurrahman Efendi'nin oğlu olup 1132 (1719)'da doğdu. 1149 (1736)'da babasıyla İstanbul'a gelip, babası Kapuağası Tekkesi şeyhi oldu, bu da ilim tahsil eyledi" dediğine göre Şeyh M. Arif Dede Efendi Tekkesi, yukarıda belirtilen tarihten çok evvel kurulmuş olmalıdır. Şeyh Arif Dede Efendi Tekkesi, Mecmua-yı Tekaya'da kayıtlı değildir. 1840 tarihli tekkeler listesinde "Nakşibendiyye'den Ebu'l-TevŞk İbrahim Efendi Tekkesi, der Akyapı, der Üsküdar" diye kayıtlı bir tekke vardır ki, âyin günü Perşembedir. Bu tekkenin adı Mecmua-yı Tekaya'da yoktur. Şeyh Mehmed Arif Dede Efendi Tekkesi'nin son adı, Ebu'l-TevŞk İbrahim Efendi Tekkesi olmalıdır. Arakiyeci Hacı Mehmed Ağa Mescidi önünde ve Kasımağa Sokağı'nın sağ köşesinde, Moravî Şeyh Yahya Efendi'nin açtırdığı bir kuyu vardır ki Moravî Kuyusu adı ile ünlü idi. Kuyu, bugün de mevcut olup bileziğinde yazı ve tarih yoktur. Şeyh Yahya Efendi 1184 (1770)'de vefat ettiğine göre, kuyuyu 1760-70 tarihleri arasında açtırmış olmalıdır. 
4-AVNİZÂDE TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü Cumartesi olan bu Kadirî Tekkesi Divitçiler Mahallesi'nde, Arakiyeci Sokağı ile Eski Ekmekçi Başı Sokağı arasında idi. Tapu kayıtlarında, tekkenin yerinin, 209 Ada, 33 parsel diye kayıtlı olduğu görülmektedir. Fakat, Şeyh Mehmet Efendi mezarının parsel nosu siliktir Bu tekke de, İstanbul'un birçok tekkelerinde olduğu gibi, bir çıkmaz sokak üzerine kurulmuştu. Üsküdarlı Ahmet Münib Efendi'nin 1890 tarihlerinde yazmış olduğu, Mecmua-yı Tekaya'da tekkenin yeri arsa olarak gösterilmiştir ki, bugün de böyledir. Dergâhın üzerinde bulunduğu çıkmaz sokağın nihayetinde ve Eski Ekmekçi Başı Sokağı yakınında Şeyh Mehmet Efendi'nin, bugün mevcut olmayan kabri vardı. 1040 (1630-31) tarihinde vefat eden Şeyh Mehmet Efendi'nin yanında, 1168 (1754-55) yılında vefat eden İmam Mesut Efendi medfun idi.
5-AZİZ MAHMUD HÜDÂYÎ EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Bu tekke için Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi Tekkesi Camii bahsine bakınız 
6-ÇAMLICALI MEHMET EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Üsküdar'da Çavuşdere Caddesi, Çınarlı Tekke ve Koltukçu Rıza sokakları ile çevrili olan alan içindedir. Karşısındaki bostan içinde ve yol kenarındaki ulu bir çınar ağacından dolayı 'Çınarlı Tekke' diye de bilinmektedir. Tekke Şeyh İdris Efendi tarafından tesis edilmiştir. Kuruluş tarihi belli değildir. Kabri orada ise de şâhidesi yoktur. Kendisi, Şerbetdar Tekkesi'nin kurucusu, Şerbetçi Mehmed Efendi'nin halifesidir. Mehmed Efendi, 1053 (1643) tarihinde vefat ettiğine göre, tekkesini bu sıralarda tesis etmiş olmalıdır. İsmail Beliğ'in Güldeste-i Riyaz adlı eserinde ve Şeyh Yakup Efendi bahsinde, "Ramazan MahŞ Efendi'nin halifesi şerbetçi Şeyh Mehmet Efendi'nin yerine şeyh olan Şeyh Yakub Fani Efendi'dir. Bunun halifesi Cihangirî Şeyh Hasan Efendi 1074 (1663)'te vefat etmiştir. Hasan Efendi'nin halifesi ise, mazanne-i kiramdan Çamlıcalı Şeyh Mehmed Efendi'dir." denmektedir. Mehmed Efendi, 1104 Ramazanı başlarında (1693 Mayısının ortaları) vefat etti. Kabri bu tekkenin bahçesindedir. Fakat şâhidesi yoktur. Mermer pehlesi üzerine ahşap bir sanduka yerleştirilmiştir. Eskiden ahşap bir türbe içinde imiş. 1920 tarihlerinde şiddetli bir yağmur neticesinde set duvarı ile beraber yıkılmıştır. Bu kabrin yanında şâhidesiz bir kabir daha vardır. Bunun tekkenin kurucusu İdris Efendi'ye ait olduğu sanılmaktadır. Şeyh Yakub Fani Efendi 1052 (1642) tarihinde, Bursa'da, Karaağaç Mahallesi'nde tesis ettiği ve kendi ismiyle anılan tekkesinde vefat etmiştir 
7-EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE ÜSKÜDAR TEKKELERİ 

Açıklama 

Evliya Çelebi Seyahatname'sinde, Üsküdar'da '47 kadar tekke' olduğunu belirtmiş fakat bunlardan pek azının ismini vermiştir ki şunlardır: 
a) Hazreti Mahmud Efendi Tekkesi. Camii ve türbesi bugün de mevcuttur. 
b) Abdülkadir Ceylanî Tekkesi. Bu Halvetî Tekkesi'nin yeri belli değildir. İsim değiştirerek devam ettiği sanılmaktadır. 
c) Dutçuzâde Tekkesi. Bu Halvetî Tekkesi'nin Toptaşı Caddesi üzerinde, Dutlu Kahve ismiyle anılan yerde, Abbas Ağa Çeşmesi civarında bulunması, (isim benzerliğinden dolayı) mümkündür. 
d) Karacaahmet Sultan Tekkesi. Hangi tarikate mensup olduğunu belirtmediği bu dergâhın, mezarlık içinde bulunduğunu yazmaktadır. Bir Bektâşî Tekkesi olduğu sanılan bu mabet, muhtemelen Nuhkuyusu Caddesi üzerinde ve bu caddeye açılan Mehmet Çavuş Sokağı ile Arakiyeci Sokağı arasında idi. (Yeri için Aşçıbaşı Camii bahsine bakınız.) Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi karşısında bulunan bu yerde, ortada bir çıkmaz yol ve iki tarafında hazîre bulunmaktadır. Yolun sol tarafındaki hazîrede, Selim Sultan Dede ile Nenesi Dede'ye ait iki kabir vardır. Şâhideleri elifî serpuş ile süslüdür. Yolun sağ tarafında ise, İbrikdar Hüseyin Ağa'nın 1206 (1791-92) tarihinde yaptırmış olduğu namazgâh bulunmakta idi. Ağa'nın kabri de buradadır. Tekkenin hangi tarihte yok olduğu belli değildir. Evliya Çelebi, 'İstanbul Cevelânları'na 1630 tarihlerinde başladığına göre, dergâh bu tarihten evvel yaptırılmış olmalıdır. 
e) Hacı Bektaş-ı Veli Tekkesi. Paşalimanı'nda Abdurrahman Ağa Camii yanında idi. 
f) Miskinler Tekkesi. İbrahim Ağa yolu üzerinde bulunan bu tekkeden günümüze ön tarafındaki İsa Ağa Çeşmesi gelebilmiştir 
8-GİZLİCE EVLİYA TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Açıktürbe yokuşunda ve Üsküdar postahanesinin arkasında idi. Bugün mevcut olmayan bu tekkenin hangi tarihte kurulmuş olduğu belli değildir. Tapuda yeri 395 ada, 4-5 parsel diye kayıtlıdır. Hüdâyî Mahmud Efendi; Ayşe Sultan tarafından 1003 (1594-95) tarihinde tekkesi kurulduktan sonra bir gün, bugünkü Gizlice Evliya Türbesi'nin önünden geçerken: - Burada ismi bilinmeyen fakat kerameti zâhir olmuş gizli bir evliya medfundur, diyerek yatırın, 'Gizlice Evliya' ismini almasına ve kabrinin üzerine de bir türbe yapılmasına sebep olmuştur. Hüdâyî Mahmud Efendi, 1038 (1628) tarihinde vefat ettiğine göre, Gizlice Evliya, bu tarihten evvel, muhtemelen Hüdâyî hazretlerinin Üsküdar'a geldiği 1580 tarihinden sonra vefat etmiş veya Hüdâyî hazretleri Gizlice Evliya'nın ölümünden çok sonra onun ününü işitmiş olmalıdır. İsmini bu açık türbeden aldığı muhakkak olan Gizlice Evliya zaviyesi, bir Celvetî Tekkesi olduğuna göre, 1595 tarihinden sonra kurulmuş olmalıdır. Celvetî tarikatinin kuruluşu çok eski tarihlere dayandığı halde, Üsküdar'da yayılması, Hüdâyî hazretlerinin bu beldeye gelmesinden sonra olmuştur. 
9-HALLAÇ BABA TEKKESİ (GANİ EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Cuma olan bu Sa'diyye Tekkesi, Toptaşı Caddesi'ne açılan, Kızlarağası Çıkmazı üzerinde bulunuyordu. Bu yolun nihayetinde Halil Rüşdü İlkokulu, sol tarafta da Hallaç Baba Tekkesi vardı. Tekke ve türbenin karşısındaki evler 1968 senesinde yanmıştır. Tekkenin arkasında 1274 (1857) tarihinde kurulan, Sandıkçılar Tekkesi, sol tarafta ve yolun karşısında ise, Saçlı Şeyh Hüseyin Efendi'nin 1180 (1766) yılında yaptırdığı Sünbüliye Tekkesi vardı. Bugün yalnız hazîreleri mevcuttur. Mir'at-i İstanbul yazarı, tekkenin Hüdâyî Âsitânesi post-nişînlerinden Edirneli Abdülhay Efendi tarafından kurulduğunu yazmaktadır. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde adı "Tabutcular civarında Abdülhay Efendi Tekkesi" olarak geçmektedir. 1924 tarihli Gayrimenkul Vakışar Listesi'nde ise adı, "Tabutcularda Hallaç Baba Tekkesi"dir. 1840 tarihli tekkeler listesinde adı, Şeyh Gani Tekkesi'dir. Tekkenin kurucusu Şeyh Abdülhay Efendi, Edirneli Şeyh Saçlı İbrahim Efendi'nin oğludur. Hüdâyî Efendi'den feyz alan İbrahim Efendi 1070 (1659) tarihinde vefat etmiştir. Babasından 'ahz-ı tarikat" eyleyen Abdülhay Efendi'ye babasının vefatından sonra babasının yerine Edirne Selimiyesi va'ziyyesi ve tekkesinin meşîhati verildi. Fakat o bir süre sonra İstanbul'a gelmiş ve 1097 (1685)'te, Kadırga'daki Sokollu Mehmet Paşa Tekkesi'ne, Kadızâde Şeyh Mustafa Efendi'nin yerine şeyh olmuştur. Bu görevde iken, Hüdâyî Âsitânesi Şeyhi Selâmi Ali Efendi'nin 1104 (1692) tarihindeki vefatı üzerine, bu tekkenin postnişîni olmuştur. Bu vazifede 13 sene kaldıktan sonra 29 Recep 1117 (16 Kasım 1705) tarihinde vefat etmiştir. 
(Resim: Hallaç Baba Türbesi'nin yeri. Selim Efendi'nin şâhidesi burada idi. 
10-HÜSEYİN EFENDİ DERGAHI (BEYLERBEYİ BEDEVİ TEKKESİ) 

Açıklama 


Dergâh Beylerbeyi, istavroz deresi, Abdullah Ağa Mahallesi, Bedevi Tekkesi Sokağı'ndadır. Tevhîdhâne, haremlik, selâmlık, mutfak, türbe ve sarnıçtan günümüze pek azı kalmıştır. Dergâhı Seyyid Hüseyin Hıfzı Efendi 1854-55 yılında kurmuş ve dergâhın ilk şeyhi olmuştur. Şâir Senîh Efendi'nin kaleme aldığı ve hattat Niyazi Efendi'nin hattı ile yazılmış kitabede: 

Seyh-i agâh reh-i hazret-i Ahmed Bedevî 
0 Hüseyin ismü ve Ali nesli ve neseb-i Zât-ı Şerif 

Yapdı birdergâh-ı nevdâire-i 
İstavroz'da Oldu tevhîd-i Huda merkezi bu hayr-i münîf 

Söyle şu mısra-ı zibâ ile târih Senîh 
Eser-i pâk-i Hüseyin oldu bu dergâh-ı lâtîf 

okunmaktadır. 

Sultân V. Mehmed Reşad'ın dördüncü haznedarı ve şeyh Seyyid Mehmed Said Efendi'nin mürîdi Durefşân Kalfa, dergâhın mutfağını genişletmiş, türbeyi tevhîdhâneye birleştirerek gerekli onarımı yapmıştır (1916). Dergâha hayır ve hasenatta bulunmuş olanları: Cemile Sultân'ın dadısı Semsinûr hanım, Cemile Sultân'ın ikinci haznedarı Nazmestan Kalfa, Saray Başkapı Gılmanlanndan Salih Ağa olarak sayılabilir. Kurulduğu günden dergâhların kapandığı zamana kadar Bedevî tarikatına hizmet eden dergâhın devrân günü Perşembe'ydi. 

Dergâhın postnişînleri sırasıyla : 

1 - Seyyid Hüseyin Hıfzı Efendi (vef. 1884): Doğum yeri, Bilecik'in Pazaryeri Köyü'dür. Kocamustafapaşa, Ali Fakîh Mahallesi'nde, kendi adıyla anılan dergâhın şeyhi Ahmed Niyazi Baba Efendi'den icazet almıştır. Dergâhın kurucusudur. 

2- Seyyid Mehmed Said Efendi (doğ. 1852-vef. 1916): Doğumu, Suriye'de, Humus Kasabası'nın Hüseyniye Dergâhı'ndandır. Babası Rifâîtarikatı bendelerinden Reslan Efendi'dir. Ali Zeynel Abidin bin Hüseyin ibni-l Tâlib Hazretlerinin 38. batın evlâdıdır. Humus, Pazarbaşı Medresesi'nde müderris Atasızâde Mehmed el Mahmûd Efendi'den ders alarak müderrislik yapmıştır. 

3 - Seyyid Mehmed Nesîb Efendi (doğ.1872 - vef.1925): Şeyh Seyyid Mehmed Said Efendi'nin oğludur. Fıkh-ı Hanefi'nin Esasâtı, Kıyas ve Din'e Müteallik Mesâil adlı eseri ile pek çok makaleleri yayınlanmıştır. 

4 - Seyyid Mahmûd Said Efendi (vef. 1963 
11-KAPICI TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü Salı olan bu Celvetî Tekkesi için Hadîkatü'l-Cevâmi yazarı şu bilgiyi vermektedir: "Şeyh Aziz Mahmud Hüdâyî hazretlerinin dervişlerinden Halil Paşa'nın Hüdâyî Âsitânesi yakınında Kapıcı Tekkesi denmekle maruf müstakil bir zaviyesi vardır ki, bu dahi asıl tekkeye muttasıl ve mülhaktır. Bir kaç hüceratı müştemildir." Tekke, Açık Türbe Sokağı, Aziz Mahmud Efendi Sokağı ve Kapıcı Çıkmazı Sokağı ile çevrili alanın bir kısmını kaplamakta idi. Dergâhın sağ tarafında ve yolun karşısında, Hüdâyî Âsitânesi ve sol tarafında ise, Sadrazam Halil Paşa ile oğlu Mahmut Bey'in türbeleri vardır. Kapıcı Çıkmazı Sokağı'na ismini veren tekke, bu yol ile türbe arasında bulunuyordu. İstanbul'un hemen hemen bütün tekkeleri gibi, bir kapısı bu çıkmaz sokağa, diğeri ise, türbelerin önündeki zemini toprak avluya açılıyordu. Tekke, Halil Paşa tarafından, sebil ve çeşme ile beraber, tahminen 1026 (1617) tarihlerinde yaptırılmıştır. Halil Paşa kendisini, Hüdâyî hazretlerinin kapıcısı mesabesinde gördüğün den, tekkesine bu ismi vermiştir. Türbenin ve dergâhın kitâbeleri günümüze kadar intikal etmemiştir. Sadrazam Halil Paşa, 1040 (1630)'da vefat etti. Kabri, Hüdâyî Âsitânesi'nde şeyh türbeleri arkasındadır. Tekke, Mecmua-yı Tekaya'da 'Bacılar Tekkesi' ismiyle kayıtlıdır. 1890 tarihlerinde yazılan bu eserde, tekkenin yeri arsa olarak gösterildiği gibi şeyhinin ismi de yazılmamıştır. Buradan da dergâhın bu tarihten evvel yıkılmış veya yanmış olduğu anlaşılmaktadır. Hüdâyî Âsitânesi, 1266 (1849-50) tarihlerinde, bu semt ile beraber yandığına göre, dergâhın da bu sırada yok olduğu düşünülebilir. Tekke ince tuğladan yapılmış ocak ve bacası elan mevcut olduğu halde, türbe avlusundaki hazîresinden eser kalmamıştır. Burada 6 şâhidesiz kabir vardır. Arkeoloji Müzesi yazmaları arasında ve 1132 numarada kayıtlı bulunan Halil Paşa VakŞyesi'ne göre, "Hüdâyî Tekyesi'ne muttasıl ve Kapıcu Tekyesi namıyla maruf yedi hücreden ibaret" bu müstakil zaviye medrese tarzında yapılmıştır. Üsküdar'da bu tip tekkeler vardır ki, bugün de mevcuttur. Misal olarak Valide-i Atik Tekkesi'ni ve şimdi kütüphane olarak kullanılan ve Şemsi Paşa Medresesi de denilen, Şemsi Paşa Dergâhı'nı sayabiliriz. Tekkenin adı, 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde yoktur. 1840 tarihli listede ise, "Halvetiyye'den Bacılar Tekkesi, der kurb-i Aziz Mahmud Efendi, der Üsküdar" diye kaydedilmiş ve 1877 tarihli listede de aynen tekrarlanmıştır. Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Abdurrahman Nesib Efendi'ye göre, Bacılar Tekkesi Kapıcı Tekkesi'nden ayrı idi. "Ayşe Sultan Türbesi bitişiğinde bulunan boş arsanın 17 hücrelik bir tekke, şeyhliğinin de Hüdâyî şeyhliğine meşrut ve dedelerinin mukabeleye gelip hazır olmaları gerektiği zaviye" Bacılar Tekkesi olmalıdır. 
12-KARTAL AHMET BABA TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Nuhkuyusu Caddesi ile eski ismi Bağlarbaşı Caddesi yeni adı Kartal Baba Caddesi olan yolun birleştiği yerde ve ikinci caddenin sağ köşesindedir. Karşı köşesinde, Şeyhülislâm Ârif Hikmet Beyefendi'nin sebili, çeşmesi ve aile kabristanı vardır. Tekkenin hangi tarihte yapıldığı belli değildir. Hadîkatü'l-Cevâmi'de kayıtlı değildir. 1201 (1786)'da Paris'te basılan Plân de la villa de Constantinople, incelendiğinde, Kapıağası mevkii ile Yenimahalle arasında ve Nuhkuyusu Caddesi üzerinde 'Tekke' isimli bir yer görülür. Eski Valide Camii ile Nuhkuyusu Caddesi arasında ve Alaca Minare Camii'nin biraz ilerisinde ve köşede gösterilen bu yer, Kartal Baba Tekkesi'dir. Plân, 1786'da yapıldığına göre, tekke bu tarihten evvel mevcuttu. Sicill-i Osmânî yazarı da, "Mezanne ve meşayihten olan Kartal Ahmet Baba'nın 1203 Zilkadesinde (Ağustos 1789) vefat ettiği"ni belirtmiştir. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde 'Pazarbaşı Mahallesi'nde Şeyh Ahmet Kartal Zaviyesi' diye kayıtlıdır. 1256 ve 1294 tarihli listelerde de aynı adla kayıtlıdır. Âyin günü Salı olan bu Kadirî Tekkesi, fevkânî olarak yapılmış olup alt katı türbe, üst katı ise, mescit halinde kullanılan semahane idi. İki kat arasındaki döşeme ve çatısı 1942 senesi kışında çökmüştür. Ahşap bir kapıdan girilen türbenin ön tarafında, bir parmaklıkla ayrılan, ziyaret mahalli vardı. Perişan ve sandukaları dağıtılmış türbedeki kabirleri saymak mümkün değildi. Beş veya altı adet olduğu sanılmaktadır. Cami yeniden yaptırıldığında türbeye de beş beton sanduka yapılmıştır 
13-MALATYALI İSMAİL AĞA TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Gündoğumu Caddesi üzerinde ve bu yola göre tepe olan bir mahalde bulunuyordu. Büyük bir bahçe içindeki bu ahşap binaya iki kapıdan girilirdi. Bahçe kapılarından biri, cadde tarafında, diğeri ise, Malatyalı İsmail Ağa Camii karşısındaki çıkmaz sokakta idi. Her ikisine de merdivenli bir yoldan gidiliyordu. Bugün tekke binasından ve Şeyh Fethi Efendi Türbesi'nden eser kalmamıştır. Tekkenin yan tarafında Feyzullah Efendi Tekkesi, karşısında ise İskender Baba Tekkesi bulunuyordu. Tekke, Sa'diyye tarikatından Şeyh Cemal Efendi tarafından tesis edilmiştir. Kendisi, 1247 (1831) tarihinde vefat etti. Kabri, tekkenin hazîresinde iken bugün mevcut değildir. Onun yerine halifesi ve damadı Fethi Efendi Şeyh olmuştur. Âyin günü Salı idi. Tekkenin kurulduğu tarih belli değildir. 1256 (1840) tarihli tekkeler listesinde adı "Sa'diyye'den Kapu Ağası İsmail Ağa Tekkesi, der kurb-ı Ağahamamı, der Üsküdar" diye kayıtlıdır. 1199 (1784) tarihli listede ise adı yoktur. 1250 (1834) tarihinde icra edilen Saliha Sultan Düğünü'ne çağrılan meşayih arasında Feyzullah Efendi Tekkesi'nin adı bulunduğu halde, bu tekkenin ismi yoktur. Bu durumda tekke, 1840 tarihinden hemen sonra ikinci defa tesis edilmiş demektir. Mir'at-i İstanbul yazarı: "Ahmediye'de Sa'dî Tekkesi, Kızlar Ağası İsmail Ağa tarafından bina ve inşa olunmuştur," demektedir. Hadîka yazarı, burada bir tekkenin bulunduğunu belirtmemiştir. "Derûn-ı tekkede Fethi Efendi namında bir zat medfundur. Tekkenin altında dahi bir çeşme mevcut olup üzerinde 'Ve min el-mâi küll-i şey'in hayy' âyet-i kerimesi mahkukdur. Tarih-i binası, 1118 (1707)'dir," demekte ve tekkenin yeri için de "Ağa Hamamı ilerisinde Çavuşbaşı Hatibzâde Ahmed Efendi namına bina ettirilen çeşme üzerinde büyücek bir Sa'dî Dergâhı" idi, diye ilâve etmektedir. 23 Rebiyülevvel 1177 (1 Ekim 1763) tarihli bir 'arz'da da, İsmail Ağa Camii ve zaviyesi diye adı geçmektedir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki 23 L. 1209 (23 Mayıs 1795) tarihli bir 'takrir'de "Üsküdar'da Babü's-saâde Ağası İsmail Ağa Camii ve zaviyesi vakfından bir cihetin verilmesi istenmiştir. 26 Ramazan 1212 (13 Mart 1798) tarihli bir 'arz tezkeresi'nde de "Üsküdar'da Babü's-saâde Ağası İsmail Ağa vakfından zaviyesinde ve zaviyesi camiinde ikişer akçe vazifeli hücre halifesi ve cüzhan cihetlerinin tevcihi arzu edilmiştir. Bu durumda tekke, İsmail Ağa tarafından 1045 (1635) tarihinde tesis edilmiş ve sonra inkıtaya uğramış ve ikinci defa da en geç 1208 (1793) senesinde yeniden kurulmuş olmalıdır. Sa'diyye Tarikati'nin kurucusu Sa'düddin Cibavî (Ciba, Harran ile Şam arasında bir mevki) evlâtlarından es-seyyid eş-şeyh Emin Sa'düddin Tûsî, bu tekkenin şeyhi idi. 25 Zilhicce 1281 (8 Nisan 1869) tarihinde vefat etti. Kabri, Malatyalı İsmail Ağa Camii hazîresindedir. Demir parmaklık içinde şâhidesi mevcuttur. Tekkenin ikinci şeyhi olan Fethi Efendi, 1266 (1850) tarihlerinde yaşamış, devrinin ma'ruf bir şeyhi olarak ün yapmıştır. Vefat tarihi belli değildir. Kendisinden sonra oğlu Şemseddin Efendi meşîhate getirilmiş ve onun vefatı ile de Kemal Efendi şeyh olmuştur. Tekke, 23 Şevval 1311 (Nisan 1894)'te tamir edilmiştir. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra harap olmuş ve 1935 tarihlerinde yıktırılmıştır 
14-MUHYİ EFENDİ TEKKESİ (HİMMET BABA TEKKESİ) 

Açıklama 

Üsküdar'da âyin gününden dolayı, Salı Tekkesi ismiyle de anılan bir Bayramiye Dergâhı idi. Tekke, Divitçiler Mahallesi'nde ve âyin gününden ötürü isim verilmiş olan Salı Sokağı üzerinde ve Zeynep-Kâmil Hastahanesi'nin sağ tarafında idi. Tekke, 1020 (1611) tarihinde vefat eden Mehmet Muhyiddin Efendi adına ve bir Halvetî Tekkesi olarak yaptırılmış ve sonra, Muhyiddin Efendi'den icazet alan, Himmet Efendi'nin eline geçmiş ve Bayramî Tekkesi haline gelmiştir. Bir rivayete göre de tekke 1025 tarihinde Himmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Fakat, Himmet Efendi 1095 (1684) yılında vefat ettiğine göre 70 sene meşîhatte bulunması lâzım gelir ki, bu da imkânsız görünmektedir. Üsküdarlı İsmail Hakkı Bey, Merâkıd-ı Mu'tebere- i Üsküdar adlı eserinde "Kutbü'l-ârifîn gavsü'l-vâsılîn ecille-i azizan-ı Halvetiyye'den Bezcizâde Muhyi Efendi (k.s.) hazretlerinin ihyasına muvaffak oldukları Kadıasker Ahmet Efendi Mahallesi'nde kain beyne'l-ihvan Salı Dergâhı ŞeriŞ namıyla benam hankâh-ı şerişeri" diyerek tekkenin Muhyiddin Efendi tarafından kurulduğunu belirtmiştir 
15-NURBABA TEKKESİ 

Açıklama 

Bu Bektaşi Tekkesi, Çamlıca'da İstavroz Deresi'nin üstündeydi. Mescidi ve zikir yeri vardı.Nurbaba'dan sonra oğlu Ali Baba'nın şeyhlik yaptığı bu tekke,mescidi ile beraber yıkılmıştır. Yakup Kadri, "Nur baba "romanının ismini ve konusunu bu tekkeden ve şeyhinden almış olabilir. Bektaşiler, Karacaahmet2te Nurbaba ve oğlu için süslü ve güzel sandukalı kabirler yaptırmıştır. 
16-RAUFÎ AHMET EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Üsküdar'da, Doğancılar civarında, Halk Dershanesi Sokağı ile Topraklı Sokağın birleştiği yerde ve ikinci sokağın sol köşesindeki Sinan Paşa Camii yanında, takriben 1164 (1750) tarihlerinde tesis edilmiş, âyin günü Perşembe olan bir Şabanî Dergâhı idi. Tekkenin bânisi Raufî Seyyid Ahmed Üsküdarî Efendi, Halvetiyye tarikatinin Ramazaniye kolunun şeyhlerinden Selâmsız Mahallesi'nde, Selâmi Ali Efendi Tekkesi avlusunda yatan, Köstendilî Ali Efendi halifelerinden, alim ve arif bir zat idi. 27 Zilhicce 1170 (12. 9. 1757) tarihinde 102 yaşında olduğu halde vefat etti 
17-SAÇLI ŞEYH HÜSEYİN EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Üsküdar'da, Ahmediye Meydanı civarında ve Toptaşı Caddesi üzerinde idi. Bugün yerinde Vakışar Bankası bulunmaktadır. Küçük hazîresi mevcuttur. Tekkenin karşısında Sandıkçılar Tekkesi ile Hallaç Baba Tekkesi, hemen yanında ise, Şeyh Divitçizâde Mehmed Talib Efendi'nin 1675 tarihlerinde yaptırmış olduğu bir cami vardı. (Yeri için, Sandıkçı Şeyh Edhem Baba Tekkesi bahsine bakınız.) Tekkenin 1840 tarihinden evvel yanmış olduğu, fakat hemen yapıldığı anlaşılmaktadır. Daha sonra, 21 Ekim 1334 (1918) tarihinde çevresindeki 230 ev ile beraber yanmıştır. Kârgir tek katlı şeyh evi bugün kiradadır. 
(Resim: Saçlı Şeyh Hüseyin Efendi Tekkesi yerine yapılan Vakıflar Bankası ve dükkân 
18-SALI TEKKESİ 

Açıklama 

Bu tekke Üsküdar'da Divitçiler'de kendi adına verdiği sokaktadır.Tekke taş ve tuğla ile yapılmıştır.Semahanesi ahşaptır.Sağ tarafının üstünde kadınlar ve müezzin mahfili vardır.Tekkenin avlu kapısının üstünde sülüs bir yazı vardır.Yazıda "Ey kpılar açan (Allah) bize hayırlı kapılar aç"demektedir.Ünlü kişilerin de medfun olduğu mezarlığı bir mezar taşları müzesi gibidir 
19-SERBÖLÜK ŞEYH AHMET KEŞFÎ EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü Perşembe olan bu Kadirî Dergâhı, Üsküdar'da Divitçiler Caddesi ile Harmanlık Sokağı'nın birleştiği yerde ve caddenin sağ köşesinde, 1142 (1729) tarihli, Valide Kethüdası Mehmet Ağa Çeşmesi arkasındaki geniş, ağaçlıklı bahçenin içinde idi. Şimdi yerinde bir ilköğretim okulu vardır. Tekkenin her iki yola açılan avlu kapıları bulunuyordu. (Vaziyet plânı için Muhyi Efendi Tekkesi bahsine bakınız.) Dergâhın karşı köşesinde, 1527 tarihinden evvel yaptırılmış olan, Muallimzâde, Kazasker Ahmet Efendi Camii ve hazîresi vardı. Halk dilinde Divitçiler Camii diye meşhur olan bu mabetten ve saydığımız diğer üç eserden, bugün hiç bir nişane kalmamıştır. Tekke, Serbölük Şeyh Ahmet Keşfî Efendi tarafı ndan 1268 (1851) tarihinde ahşap olarak yaptırılmıştır. Kendisi ve kendisinden sonra şeyh olanlar Divitçiler Camii'nin Cadde üzerindeki hazîresinde medfun idiler. Zeynep-Kâmil Hastahanesi önündeki yolun seviyesi indirildiğinden yüksekte kalmış olan hazîre 1971 senesinde, bu semtin mahalle muhtarı tarafından dozerle yıkılmak suretiyle ortadan kaldırılmak istenmiş fakat, yapılan müdahale neticesinde, parçalanmaktan kurtarılan taşlar, Karacaahmet Mezarlığı'na nakledilmiştir. Bunlar, Harmanlık Kapısı'nın sağ tarafında ve hastahane önündeki Salı Sokağı'nın tam karşısına gelen yerdedir. 
20-ŞAH KULU SULTAN TEKKESİ (MERDİVENKÖYÜ TEKKESİ) 

Açıklama 

Merdivenköyü'nde, Ankara Asfaltı ile Kayışdağı Caddesi arasında, Emin Bey Caddesi yanında ve Tekke Altı Sokağı'nın üzerindedir. Batı tarafında ve Göztepe üzerinde Gözcü Baba hazîresi ve muhteşem, abidevî camii mevcuttur. Tekkenin ön kapısı önündeki 1061 (1651) tarihli namazgâh taşı 1984 tarihlerinde yok olmuştur. Namazgâhın yanında ve biraz gerisindeki çeşme mevcut olup Abdülhamit Han'ın tuğrası altında bulunan şu kitâbe güçlükle okunabilmektedir: Mah Baba suyunu akıtan Hilmi Baba Muharrem 1315 (Haziran 1897) Çeşmenin önünde at ve koyun sulamaya yarayan, suyu birbirinden akan üç mermer yalak vardır. Çeşmenin arkasında mermer kitâbeli bir havuz ve havuz ile çeşme arasında, ulu iki çınar ağacı vardır. Havuzun önünde ve toprak yol üzerinde 1319 (1901) tarih ve kitâbeli kârgir bir bina vardı. Bugün havuz ve bu bina mevcut değildir. Çeşmenin iki yanındaki salaş yapılar da yıktırılmıştır. Cümle kapısı üzerine dört dilimli bir Bektâşî tacı yerleştirilmiştir. Kapı kirişi üzerinde, iki sı- ra halinde hazırlanmış şu kitâbe vardır: Gelüb bu hankâha sıdk ile âşık ibadet kıl Hevâ-yı nefsini terk eyleyüb kesb-i saâdet kıl Halâs olmak dilersen hal-i hayretden hulûsâne Makam-ı Hazreti Şah Kulu Sultan'ı ziyaret kıl 1291 (1874) Bundan evvel şu kitâbe varmış: Bu bir garib menzil ki yârân Hiç kimsenin malı değil Bir bekçiden hâli değil Kapıdan içeri girildiğinde sol taraftaki kârgir, iki katlı şeyh evi 1955 tarihinde yanmıştır. O tarihte zaten çok harap durumda idi. 1989-90 yıllarında yeniden yapılmıştır. Bunun sağ tarafındaki dairevi semahane onarılmış ve ibadete açılmış, yerlere halılar serilmiştir. 

21-ŞEYH HAFIZ TEKKESİ (ŞEYH HAFIZ İSMAİL EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Pazar olan bu Halvetî Tekkesi, Aşçıbaşı Camii civarında, Nuhkuyusu Caddesi üzerinde ve Mehmet Çavuş Sokak ile Arakiyeci Sokak arasında idi. Önünde Süt Baba açık türbesi, yol aşırı yerde ise Mihrişah Valide Sultan Çeşmesi ile Hekimbaşı Nuh Efendi'nin açtırdığı ve Nuhkuyusu ismiyle maruf kuyu bulunmaktadır. Bu yüzden eskiden semt, Kuyubaşı adıyla anılırdı. Şimdi ise Kapıağası denmektedir. Tekkenin adı, 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde yoktur. 1256 (1840) ve 1294 (1877) listelerde ise Karacaahmet'te olduğu belirtilmiştir. Arşivdeki tarihsiz bir 'arzuhal'e göre, "Üsküdar'da Nureddin Cerrahî tarikinden Hafız İsmail Efendi Zaviyesi'ne taamiye (yemeklik) tahsisi" istenmiştir 
22-ŞEYH MUSTAFA EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Üsküdar'da Mirahur Camii içinde tesis edilmiş bir tekke idi. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde "Ayazma'da Mirahur Camii içinde Şeyh Mustafa Efendi Zaviyesi" adıyla bir tekke kaydedilmiştir. Tekkenin ne kadar devam ettiği belli değildir. 1840 tarihli tekkeler listesinde adı yoktur. 1890 tarihinde bastırılan Mecmua-yı Tekaya adlı eserde "Şeyh Mustafa Efendi Zaviyesi" ismi ile kaydedilmiş bir tekke yoktur. Yalnız, "İmrahor'da, âyin günü Perşembe olan, Celvetiyye tarikinden, Ayşe Sultan Tekkesi" adı ile bir tekke yazılmış fakat şeyhi belirtilmemiştir. Ayşe Sultan'ın bu civarda bir çeşmesi ve ayrıca bir de tekkesi bulunmaktadır. Şeyh Mustafa Efendi Tekkesi'nin kısa ömürlü olduğu anlaşılmaktadır 
23-ŞEYH NURİ EFENDİ TEKKESİ (ÇARŞAMBA TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Çarşamba olan bu Rıfaî Tekkesi'nin âyinleri Kurban Nasuh Camii içinde yapılırdı. İbadet gününden dolayı Çarşamba Tekkesi adı ile de bilinir. (Kurban Nasuh Camii bahsine bakınız.) Cami, Kurban Nasuh tarafından en geç 995 (1587) tarihlerinde, bir Hamzavî Dergâhı olarak yapılmış iken, 1813 tarihinde Şeyh Nuri Efendi tarafından, Rıfaî Tekkesi haline getirilmiştir. Şeyh Nuri Efendi 27 Receb 1179 (9 Ocak 1766) tarihinde Üsküdar'da doğdu. Babası sâdâtdan ve Ebu Eyyüp Ensari Camii kürsü şeyhi Üsküdarlı Osman Efendi ve onun babası ise, Nakşibendî ricalinden İbrahim Necati Efendi'dir. Nuri Efendi Fatih Camii derslerine devamla arabî ilimlerden icazet aldıktan sonra Şeyhülislâm Müftizâde Ahmet Efendi'den Fütûhat ve Füsûs okumuş ve babasından da tefsir ve hadis tahsil etmiştir. Fazl ü kemali hasebiyle Şeyhülislâm Mekki Efendi (öl. 1797) aracılığı ile Sultan III. Selim'in şehzade ve sultanları nın yetiştirilmesine ve ayrıca Bab-ı âli-i Hümâyun kalemine memur olmuş ve 22 sene bu kaleme devamla baş halife olmuştur. Bu sırada 1208 (1794) senesinde Lâleli civarında, Alaca Mescit Rıfaî Dergâhı şeyhi Sadık Efendi'ye bağlanmış ve 19 sene hizmette bulunarak feyz almıştır. Şeyhi 11 Muharrem 1227 (Ocak 1812)'de vefat etmiş ve tekkesindeki türbesine gömülmüştür. Türbe ve Alaca Mescit büyük Lâleli yangınında yanmıştır. 
(Resim: İçinde Rıfaî Tekkesi kurulan Nasuh Baba Camii 
24-TAHİR BABA TEKKESİ (NUR BABA TEKKESİ) 

Açıklama 

Tekke, Büyükçamlıca Sefatepesi'nin batı eteklerinde, Sarıkaya mevkiinden başlayan ve Beylerbeyi Sarayı'nın yanında denize dökülen İstavroz deresinin sağ tarafındaki yamaçlar üzerindedir. Sarıkaya mevkiinde, Kısıklı Caddesi'ne açılan Nur Baba Sokağı'na girip 430 adım yürüdüğünde, Çamlıca Deresi Sokağı'nın başına gelinir. Bu kavşaktan 190 adım ileride, Tahir Baba Bektâşî Tekkesi'nden arta kalan hazîre vardır. Bu sokak şimdi Cami Sokak adını almıştır. Boğaziçi'ne doğru fevkalede güzel bir manzarası olan tekke binası ile müştemilâtının yerine bir çok apartman yapılmıştır. Bugün yalnız iki apartman arasındaki mezarlık mevcuttur. Hazîre, son derece bakımsız ve perişandır. Buradaki en eski tarihli kabir taşı, 1237 (1821)'de vefat eden Tahir Baba'ya ait olup üzerinde bir Bektâşî Tacı vardı. Bunu, H. 1237-1282-1287- 1289-1293 tarihli Bektâşî sikkeli ve H. 1281- 1294-1295-1304-1328-1329 tarihli kadın kabir taşları takip etmektedir. Ayrıca, 1321 (1903) tarihli, Bektâşî taclı ve teslim taşlı bir kabir daha vardır. Bunlardan başka, toprağa gömülü yedi kabir taşı daha bulunmaktadır. Mezarlığın ön tarafında, etrafı bir duvar ile çevrili, set üzerinde ve bir servi ağacının gölgesinde, namazgâh vardır. Geniş kıble taşına iki kandil kabartması yapılmıştır. Bu emsalsiz taş maalesef kırılmıştır. Üzerinde yazı yoktur. Namazgâhın etrafında mermer pencere ve kapı söveleri görülmektedir. Bu namazgâh taşından başka, kabir şâhideleri arasında üzerinde mihrap âyeti yazılı bir namazgâh taşı daha vardır. Boyutları küçük olan namazgâhın üzerine, mezarlıktan arta kalan kabir taşları yatırılmıştır. Bunlar arasında, Perestav Hanım'a ait 12 satır halinde 24 mısralı kitâbe de bulunmaktadır. Tekkenin ve mezarlığın önü, Yakup Kadri Bey'in Nur Baba romanında görüldüğü gibi yine büyük bir bostandır. Yol aşırı yerde ve Çamlıca Tepesi eteklerinde, tekkeye ait olan bir su deposunun tonoz bakiyeleri hâlâ durmaktadır. 
25-ÜMMİ AHMET EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Çinili Cami sırasında, biraz ileride ve Çinili Hamam Sokağı ile Çinili Mescit Sokağı arasında olup her iki sokağa açılan kapıları vardı. Bugün yalnız hazîresi mevcuttur. Âyin günü Çarşamba olan bu Şabanî Tekkesi, büyük bir bahçe içinde bulunuyordu. İki katlı, ahşap semahanesi 1950'li yıllarda, Çinili Hamam Sokağı üzerinde bulunan iki katlı, ahşap ve büyük şeyh evi ise 1981 senesinde yıktırıldı. Semahane, Çinili Mescit Sokak tarafında ve set üzerinde idi. Tekke, 1138 (1725) tarihinde vefat eden, Ümmi Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır. Şeyh Ahmet diye ünlü olan bu zat 1725 tarihinde vefat ettiğine göre, tekkeyi en geç 1720 tarihlerinde yaptırmış olmalıdır. Kabri, dergâhın hazîresindedir. Dört köşe ve tarik sikkeli şâhidesi iki parça halinde olup yerdedir 
26-YARIMCA DEDE TEKKESİ (ÖKÜZ LİMANI TEKKESİ) 

Açıklama 

Tekke, Paşalimanı (Eski Öküz Limanı) semtinde ve 1766 yılında yaptırılan Abdurrahman Ağa Camii'nin sol tarafındaki sed üzerinde bulunuyordu. Ahşap olan tekke binasının önünde hazîre ve onun önünde ise 1228 (1813) tarihli Hayrullah Efendi'nin bir namazgâh çeşmesi vardı. Zamanla bu çeşme pek harap olduğundan, 1874 tarihinde Serasker Hüseyin Avni Paşa tarafından şimdiki şekliyle yeniden yapılmıştır. Tekkenin yanında ahşap meşrutası vardı. Tekke, Abdurrahman Ağa Camii'nden yaklaşık olarak 170 sene evvel yapılmıştır. (Abdurrahman Ağa Camii ve Yarımca Baba Namazgâhı ve çeşmesi bahsine bakınız.) 
27-TOYGAR TEPE TEKKESİ 

Açıklama 

Toygartepe'de ve Himmet Baba Sokak ile Şair Ruhi Sokak arasında idi. Hatmi Sokak'tan, Himmet Baba Sokağı'na girildiğinde biraz ileride ve sağ tarafta idi. Bugün yalnız arsası ve iki kabir mevcuttur. Ahşap iki katlı bina, çok harap durumda iken 1970'li yıllarda terk edilmiş ve bir müddet sonra da yıkılmıştır. Bugün sokak üzerinde görülen iki beton kabir, bina yıkılmadan evvel semahanenin bir köşesinde ve iki pencerenin arkasında idi. Sandukaları yana yatmış ve semahanenin döşemeleri çökmüş ve bir kısmı da sökülmüştü. 
28-ŞEYH SADIK EFENDİ TEKKESİ (ŞEYH HAFIZ EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Perşembe olan bu Rıfaî Tekkesi, eski adı Menzilhane yokuşu olan şimdiki Gündoğumu Caddesi üzerinde ve Tavaşi Hasan Ağa Camii ile İbnülemin Ahmet Ağa çeşme ve namazgâhının karşısındadır. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde "Eski Menzilhane'de Rıfaî Tekkesi" diye kayıtlı olduğu gibi 1256 (1840) tarihli listede de aynı şekilde kayıtlıdır. Mecmua-yı Tekaya'da, Şeyh Hafız Tekkesi olduğu belirtilmişse de aslında Şeyh Sadık Tekkesi olduğu yazılmıştır. Zakir Şükrü Efendi, tekkenin Şeyh Mehmet Hadidî-i Rifaî (kuddise sırruhü'l-aziz) tarafından kurulduğunu belirtmiştir. Hüseyin Vassaf Bey, Sefîne-i Evliya adlı eserinde de şunları yazmıştır: "Şeyh Mahmud-ı Hadidî er-Rıfaî İstanbul'a gelip (İlk defa) Rıfaiyye tarikini neşr eden zattır. Muhammed el-Mesanî isminde bir halife bırakıp gitmiştir. Üsküdar'da, Rıfaî Âsitânesi denilen mahallin karşısındaki Tavaşî Hasan Ağa Mescidi'nde ilk defa Rıfaî âyini icra etmiştir ki, 1000 (1592) tarihinden sonradır. Kendisi, Şam'da Riha köyünde medfundur." Daha sonra 1100 (1689) senesinden sonra Şeyh Yesi (Yasin) eş-Şâmî gelip 'neşr-i füyûzâta başlamıştır'. Şeyh Osman-ı Himayetî, Şeyh Sadık, Hocazâde Mehmed Tahir Efendiler müstahlef (kendi yerine geçirilen kimse) olmuşlardır. Evrâd-ı Rıfaiyye'yi (okunması adet edinmiş dini dualar) getiren, kıyam zikrini ta'lim eden Şeyh Yesi Efendi'dir 
29-ŞEYH MUSTAFA EFENDİ TEKKESİ (ŞEYH CAMİİ) 

Açıklama 

Mabet, Selmani Pak Caddesi ile Şeyh Camii Sokağı arasındadır. Avlu kapısı cadde üzerindedir. Kesme taştan yapılmış, çift söveli ve harpuştalı olan bu kapının ilerisi ve iki yanı hazîredir. Sağ taraftaki mezarlıkta, Hüdâyî Âsitânesi şeyhlerinden olup 1123 (1711)'de vefat eden Erzincanî Mustafa Efendi'nin, kızı Zeynep Hanım'ın, 1060 (1650)'de vefat eden Arslan Ağa'nın ve 1141 (1728)'de vefat eden Mehmed Sait Efendi'nin kabirleri vardır. Avludaki on yüzlü mermer şadırvanın ahşap sütunlar üzerindeki gölgeliği yıkılmıştır. Ahşap iki katlı şeyh evi şadırvanın önündedir. Cadde üzerinde, hazîrenin önünde kesme taş bir çeşme vardır. Bunun hemen arkasında 1325 (1907)'de vefat eden meşhur Halil Rüştü Bey'in etrafı demir parmaklıklı kabri bulunmaktadır. Kare plânlı mabet kesme taştan tuğla hatıllı olarak yapılmıştır. Çatısı ahşaptır. Büyük ve yüksek sekiz pencereden ışık alır. Duvarları kalem işleri ile bezenmiştir. Kadınlar mahŞli iki ahşap sütun üzerine oturtulmuştur. Mihrabı bir niş şeklindedir. Ahşap minberinin bir özelliği yoktur. Sağ taraftaki minaresi, muntazam kesme taştan yapılmış olup devrinden kalmadır. Külahı kurşun kaplıdır 
30-ŞEYH HASİB EFENDİ TEKKESİ (ŞEYH SADIK EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Pazartesi olan bu Bedevî Tekkesi, Üsküdar'da Toptaşı Caddesi ile Tabaklar Mahallesi arasında, Balcılar yokuşu ile Devran Sokağın birleştiği yerde ve Devran Sokağın sol köşesinde idi. Yakın tarihe kadar arsası mevcuttu. Şimdi yerinde apartmanlar vardır. Sokağın tam köşesinde Hasib Efendi'nin kabri bulunmaktadır. Şâhidesi yoktur. Tamir sırasında yanlışlıkla Hüseyin Baba diye yazılmıştır. Biraz ileride ve Balcı yokuşu üzerinde şâhidesiz Ahmet Dede'nin Kabri mevcuttur. Bakımlı olan Hasib Efendi kabrinin karşısında, 995 (1587) tarihinde, Kızlar Ağası Mehmet Ağa tarafından yaptırılan çeşme ve namazgâh vardır. Tekkenin yeri tapuda 262 ada, 10 parsel diye kayıtlıdır. Tekkenin az ilerisinde ve Takatuka Sokak üzerinde büyük bir su haznesi bulunmaktadır. Kesmetaş ve tuğla hatıllı olarak yaptırılmış olan bu haznenin, Sarı Mehmet Paşa'nın muhteşem konağı altında bulunduğu söylenmektedir. Bu haznenin az ilerisinde konağa ait olduğu sanılan kemerli bir kapı ve yüksek duvarlar, 1960 senesine kadar mevcuttu. Mehmed Paşa, 1129 (1717)'de Kavala'da öldürüldü. Kabri, oradaki Ulu Cami'dedir. Eserleri vardır. Değerli bir vezirdi. (Sicill-i Osmânî, 4/213) Şeyh Hasib Efendi Tekkesi, 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde "Edhemî Mehmet Efendi zaviyedârı Seyyid Hasib Efendi" adı ile kaydedilmiştir. 1256 ve 1294 (1840-1877) tarihli listelerde ise "Bedeviyye'den Hasib Efendi Tekkesi der kurb-i Toptaşı der Üsküdar" diye kayıtlıdır 
31-ŞEYH CELÂLEDDİN EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Sultantepe'de ve Servilik Caddesi yakınında idi. Tekkenin civarında, Arslan Ağa'nın 1056 (1646) tarihinde yaptırmış olduğu klâsik büyük bir çeşme vardır. Tekke yüksek bir mevkide yaptırıldığından çok güzel bir manzarası bulunmaktadır. Şeyhin kimliği ve tekkenin yapıldığı tarih belli değildir. Tekkeye, Karga-Zarife yokuşuna açılan ahşap bir kapıdan girilirdi. Bugün yeri hâlâ arsa halindedir. 1890 tarihlerinde yazılan Mecmua-yı Tekaya'da kayıtlı olmadığına göre, bu tarihten evvel yıkılmış olmalıdır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde bulunan 3 Zilkade 1284 (26 Şubat 1868) tarihli bir 'arzuhal'de, Şeyh Celâleddin Efendi Tekkesi için "Üsküdar'da Sultantepesi'nde Servilik Tekkesi'ne İzmir Tütün gümrüğünden tahsis olunmuş vazife (Para) için berat verilmesi" istenmiştir 
32-SEYFEDDİN EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Üsküdar'da, Çavuşderesi Caddesi üzerinde ve Tekke Arkası Sokağı'nın sağ tarafındaki Salih Efendi Camii içinde tesis edilmiştir. Salih Efendi, Valide-i Atik Camii bina emininin hizmetinde iken bu camiyi yaptırmıştır. 1000 (1591) tarihinde de vefat etmiştir. Kitâbesiz şâhidesi mevcuttur. Mabedin karşısında ve Çavuşderesi Caddesi ile Hatmi Sokağı'nın birleştiği yerde bulunan 1233 (1817) tarihli Ümmü Gülsüm Hanım Çeşmesi, 1991 tarihinde bu cami arsasının yanına nakledilmiştir. Tekkenin biraz ilerisinde ise, meşhur Çınarlı Tekke bulunmaktadır. Tekkenin hangi tarihte tesis edildiği belli değildir. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde adı yoktur. 1250 (1843) tarihinde yapılan Saliha Sultan Düğünü'ne davetli şeyhler arasında, bu tekkenin şeyhi es-seyyid el-hac Halil Efendi de vardı. Mabet bir müddet sonra yanmış veya yıkılmış olduğundan 1256 (1840) tarihli tekkeler listesinde "Sa'diyye'den Seyfeddin Efendi Tekkesi, der Çavuşderesi, der Üsküdar, arsadır" diye kaydedilmiştir. 1890 tarihinde bastırılan Mecmuayı Tekaya'da da yeri arsa olarak gösterilmiş fakat şeyhinin Mustafa Efendi olduğu belirtilmiştir. Tekke, âyin günü Pazar olan bir Sa'diyye Dergâhı idi 
33-SANDIKÇI ŞEYH EDHEM BABA TEKKESİ 

Açıklama 

Sandıkçı Şeyh Edhem Efendi Tekkesi ismi ile de bilinir. Tekke, Üsküdar'da, Tabutçulariçi denilen yerde ve Toptaşı Caddesi'nin sol tarafında idi. Bugün arsası ve küçük hazîresi mevcuttur. Tekkenin sağ tarafında, (bugün Halil Rüşdü İlköğretim Okulu'nun bulunduğu yerin bir kısmı) Hallaç Baba'nın Sa'diyye Dergâhı, karşı tarafında ve bugün Vakışar Bankası'nın bulunduğ u yerde, Saçlı Hüseyin Efendi'nin Sünbüliye Tekkesi bulunuyordu. Sandıkçılar Tekkesi ile Hallaç Baba Tekkesi arasında, Kızlara- ğası Mehmed Ağa vakfından olduğu sanılan, tonoz damlı dükkânlar ve Kızlarağası Fırını diye ünlü fırın yer almıştı. Bu fırın ve dükkânlar 1970 tarihinde yeni Toptaşı Bulvarı açılırken yıktırılmıştır. Tekke, 1274 (1857) tarihinde, Şeyh İbrahim Edhem Sandukî tarafından, âyin günü Cumartesi olan bir Rıfaî Dergâhı olarak tesis edilmiştir. Bunu belirten kitâbe bugün de mevcut olup tekkenin Toptaşı Caddesi'ne açılan ahşap kapısı üzerindedir ki, şudur: Hazreti Seyyid Ahmet er-Rıfaî kuddise sırruh 11 Muharrem 1300 (22 Kasım 1882) Bu yazının altındaki ikinci bir mermer levha üzerine şu kitâbe yazılmıştır: Şeyh Sandukî Cenab-ı Edhem pâk itikad Yapdırub bu hankâhı oldu şeyh âgehi Şems, çıkdılar Yediler didiler tarihini Gel oldu Hakk içün inşa Rıfaî Dergâhı 1274 Kitâbe, Üsküdarlı Osman Şems Efendi tarafından yazılmıştır. 1311 (1893)'te vefat etti. Kabri, Karacaahmet Mezarlığı'nda ve 9. Ada'dadır. Şeyh İbrahim Edhem Efendi, eş-şeyh İbrahim Edhem Efendi'nin halifesi olup, 13 Muharrem 1295 (17 Ocak 1878) tarihinde vefat etti. Kabri tekkenin türbesinde idi. Bu türbe bugün mevcut değildir. Türbe, şimdiki hazîrenin sağ ilerisinde olup, Ağustos 1983 tarihinde yapılan temizlik sırasında pehle taşı ortaya çıkmıştır. Yanında oğlu Abid Efendi'nin pehlesi vardır. Etraşarı alçak bir duvarla çevrilmiştir. 
(Resim: Sandıkçı Şeyh Ethem Baba Tekkesi yerine yapılan dükkanlar. Sol tarafta tekkenin merdivenleri ve kitabeli kapısı görülmektedir 
34-SAFVETÎ PAŞA TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Üsküdar'da Doğancılar Meydanı'ndaki Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii'nin kuzey tarafında ve Üsküdar İtfaiyesi'nin bulunduğu yerde idi. Tepe üzerinde bulunduğundan, İstanbul tarafını gören güzel bir manzarası vardı. Tekkenin Hacı Ahmet Paşa çıkmazı ile Sümbülzâde Sokağı'na açılan kapıları mevcuttu. Hazîresi yoktur. Tekke, Maliye Nazırı Safvetî Paşa tarafından, efendiliği zamanında, Şeyh Nasuhî Efendizâde Fazlullah Efendi'nin kızının oğlu Mehmed Mes'ud Efendi için yaptırılmıştır. Mes'ud Efendi, 1240 Zilkadesinin 23 (9 Temmuz 1825)'inde hacda vefat etmiştir. Yerine oğlu Abdurrahim Şükrü Efendi şeyh olup, 24 Cemaziyelâhir 1284 (23 Ekim 1867)'de vefat etti. Keçecizâde İzzet Molla, Şeyh Mes'ud Efendi'nin vefatına şu tarihi söylemiştir: Azm-i hacc itdi Nâsûhîzâde Reh-i maksûdde candan geçdi Söyledim fevtine İzzet tarih Şeyh Mes'ûd cihandan geçdi 1240 (İzzet Divanı, İstanbul 1257, s. 64) Yerine 1255 (1839) doğumlu oğlu Mes'ud Efendi şeyh oldu. 1298 (1881) tarihinde vefat etti. Bu sırada tekkenin 'şeyh-i sânisi' 1273 (1856) doğumlu Mehmed Said Efendi idi. Tekkede ayrıca bir de derviş bulunuyordu. 
(Resim: Safvetî Paşa'nın İstanbul'daki (Eminönü) Tekkesi 
35-SAÇLI HALİL EFENDİ TEKKESİ 

Açıklama 

Atpazarı'nda, Eski Toptaşı Caddesi ile Sansar Sokağı'nın birleştiği köşede idi. Karşısında, Genç Mehmet Paşa'nın 1143 (1730) tarihli çeşmesi ile Atpazarı Osman Efendi Tekkesi Camii vardır. Bu cami, şimdi Hacı Bedel Mustafa Efendi Camii adını taşımaktadır. Tekkenin adı, 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde "Atpazarında Saçlı Halil Efendi Zaviyesi" diye geçmektedir. Tekke, Mecmua-yı Tekaya'da kayıtlı değildir. Çok önceleri ortadan kalkmış olmalıdır. Yalnız, Saçlı Halil Efendi'nin, etrafı çevrili şâhidesiz kabri, Sansar Sokağın sağ başında, bir evin bahçesinde ve incir ağacının dibindedir. Tekkenin mensup olduğu tarikat ve ayin günü hakkında bir bilgiye rastlayamadık 
36-ÖZBEKLER TEKKESİ (HACI HOCA TEKKESİ) 

Açıklama 

Mescit, Sultantepe'de ve Servili Köşk Sokağı üzerindedir. Karşısında Nuri Demirağ'a ait büyük koru bulunmaktadır. 1166 (1752-53) tarihinde Abdullah Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hadîkatü'l-Cevami yazarı bu tekkeye dair şu bilgiyi vermektedir: "Bânisi, darphane emini ve 1167 senesi Zilhiccesinde (Eylül 1754) sadrazam kethüdalığından mirmiranlık (beylerbeyilik) ile Maraş valisi olan Abdullah Paşa'dır. 1168 (1754-55) senesinde orada vefat etmiştir. Bu tekkeyi, Nakşibendiye tarikatından Hacı Hoca denmekle maruf eş-şeyh es-seyyid Abdullah Efendi'ye mülkü ile beraber vermiştir. 1171 (1757-58) tarihinde Çaprastlı Hasan Ağa masrafını üzerine almış, Şeyh Abdullah Efendi de tekkeyi Nakşibendiye tarikatına vakf etmiş ve minber koymuştur. İmamet ve hitâbeti de kendi üzerine almıştır. Zamanla bazı ilâvelerle genişleyerek büyük bir zaviye olmuştur." Hadîka yazarının bu ifadesine karşılık Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki, Zilkade 1199 (Eylül 1785) tarihli bir 'mü'rasele'ye (resmi kadı mektubu) göre "Üsküdar'da Sultantepesi'nde Nakşibendî şeyhlerinden Hacı Hoca denmekle maruf Abdülkerim Efendi'nin vefatıyla metruk kalan cami ile fukarayı iskân ve eytamlarına (anası ve babası ölmüş çocuklar) mahsus mesken ve sairenin ve Şeyh Abdülkerim Efendi'nin ıyâlini (eşini) ittifak (toplamak) suretiyle şeyhin evlâd-ı manevîsi halifesine tevcihi" istenmektedir. Bu mektubun üzerinde mucibince işaretiyle Şeyhülislâm Dürrizâde Mehmet Ârif Efendi'nin yazısı vardır 
37-MUSA BABA TEKKESİ (SELİM EFENDİ TEKKESİ-SADIK EFENDİ TEKKESİ veya ÇINAR TEKKESİ) 

Açıklama 

Değişik isimlerle kaydedilen bu tekke, Selâmi Ali Efendi'nin (eski Selâmsız Caddesi) sağ tarafında ve küçük Sarmaşık Sokak ile Toygar Hamza Sokak arasındaki meyilli arazi üzerinde kurulmuştur. Yüksek bir yerde bulunduğundan çok güzel bir manzarası vardır. Tekke, Şeyh Musa Efendi tarafından, tahminen 1800 tarihlerinde bir Nakşibendî Dergâhı olarak tesis edilmiştir. Musa Baba'nın şâhidesi hazîrede olup üzerinde dört dilimli abanî bir sarık vardır. Kitâbesi şudur: Yâ Hû Hazreti Şah şöyle Nakşibende mensub idi kim İtdiler asrında nice âşıkânı mukteda Da'vet-i Hakk'a icabet eyledi gitdi heman Gûş-ı cane 'İrcıî' sırrından idince nida Fevtine tarih içün bu mısraı Üçler didi Uçdu çünkim bağ-ı Şrdevse bu gün Musa Baba 1224 (1809) Fakat, Osmanlı Arşivi'ndeki, 2 Ramazan 1214 (28 Ocak 1800) tarihli bir 'takrir'e göre tekke, Şeyh Selim Efendi tarafından kurulmuştur. Takrirdeki ifade şudur: "Üsküdar'da Şeyh Selim Efendi'nin bina eylediğ i tekke fukarasının it'amına (yemek yemeleri) medar olmak üzere üç kıyye (okka) koyun etinin hassa kasapbaşısı tarafından hergün verilmesi" (Osm. Arş. M. Cevdet Tas. Evkaf Defteri III, s. 2194. Aslı için Bkz. Saray kısmı No: 6484) Şeyhinden dolayı Abdullah Efendi Tekkesi ismiyle de anılan bu dergâhın, eski ismi Tekke Sokak olan bugünkü Toygar Hamza Sokağı'na ve eski adı Sarmaşık Sokak olan bugünkü Tazı Çıkmazı Sokağı'na açılan kapıları vardı. Tekkenin bugün yalnız iki set halindeki geniş, ağaçlıklı bahçesi, iki katlı küçük meşruta binası ve çok bakımsız hazîresi mevcuttur. Bahçede, kitâbesiz bir kuyu bileziği ve meşrutanın önünde mermer, kapaklı bir abdest teknesi vardır. Mecmua-yı Tekaya'da âyin günü Perşembe olan bir Nakşî Dergâhı olarak gösterilmiştir. Tekkenin ismi olarak da Şeyh Selim Efendi Tekkesi denmiştir. 1890 tarihlerinde Ömer Efendi şeyh idi. Açıklama hanesine de 'Şeyh Sadık Efendi Tekkesi' olduğu yazılmıştır. Tekke "Çınar nam Mahalde" idi. 1256 (1840) tarihli tekkeler listesine de "Nakşibendiyyeden Selim Baba Tekkesi der Sultantepesi der Üsküdar" diye yazılıdır. Buraya Toygar Tepesi adı yerine yanlışlıkla Sultantepesi ismi yazılmıştır. 
38-MİSKİNLER TEKKESİ 

Açıklama 

Bu tekke, Karacaahmet Mezarlığı'nın içindeydi.Bugün binasından eser kalmamıştır.Sadece halk arasında Miskin Dede denmekle maruf el-Hac Hüsyin Efendi'nin kabri ve bazı başka kabirler bulunmaktadır 
39-KÜÇÜK ÇAMLICA TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü bilinmeyen bu Bektâşî Tekkesi, Küçük Çamlıca Tepesi'nin güney eteklerinde ve bu isimle bilinen mesirenin sol tarafında ve yüksek bir mahalde idi. Hadîkatü'l-Cevâmi yazarı: "Eskiden bir tekke iken yerine Sultan IV. Mehmet Han bir saray-ı âli yaptırmıştır." demektedir. Sultan IV. Mehmet, (1648-1687) bu sarayı, Küçük Çamlıca Çeşmesi ve camisi ile beraber 1064 (1654) tarihinde yaptırdığına göre, tekke bu sıralarda mevcut idi 
40-KARACAAHMET TEKKESİ 

Açıklama 

Tekke, Karacaahmet Sultan Türbesi yanında idi. Kurulduğu tarih ve hangi tarikten olduğu belli değildir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde adı geçtiğine göre 1600 tarihlerinde mevcuttur. Burada yalnız "Karacaahmet Sultan Tekkesi, mezarlık içindedir" diye kaydedilmiştir. Yine aynı esere göre, tekkenin yakınında "Civan kapıcıbaşı yani Rüstem Paşa Sarayı" bulunmaktadır. Ayrıca Asude Dede'nin ve Bedreddinzâde Mevlâna (Kadı) Mehmed Emin Efendi'nin de kabirleri buradadır. Asûde Dede Sultan I. Selim devrinde (1512- 1520) yaşamıştır. Çelebi, bu Dede hakkında şunları söylüyor: "Tarikat ehli bir meczûb imiş. Her vakit göklere bakıp söylenir, çeşitli hallerin vukua gelece- ğinden haber verirmiş. Selim Han Acem Seferi'ne giderken "Yürü Selim, İsmailî imamlar yoluna çıldır çıldır demeden kurban edip Gavri'ne var", buyururlar. Hakikat Selim Han, Şah İsmail'i Çıldır Sahrası'nda bozub askerini kılıçtan geçirdikten sonra Gavri (Mısır sultanı) üzerine gidip Mısır'ı fetheder. Asûde Dede hazretlerinin inci tanesi sözleri doğru çıkar. Kendileri Karacaahmet Sultan Tekkesi yakınında gömülüdür." Karacaahmet Sultan Türbesi'ni ilk defa 946 (1539) tarihinde yaptıran ve Üsküdar'da bir külliyesi bulunan Gülfem Hatun'dur. Tekkenin bu sıralarda veya bir müddet sonra tesis edildiği sanılmaktadır. Bugün türbe içinde 1050 (1640) tarihinde vefat eden Şeyh Mehmed Efendi'nin ve 1173 (1759) tarihinde vefat eden Şeyh Halil Dede'nin kabirleri bulunmaktadır. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde tekkenin adı "Karacaahmet Sultan Tekkesi" diye geçmektedir. Fakat, 1256 ve 1294 tarihli tekkeler listesinde ve Mecmua-yı Tekaya'da ismi yoktur. Osmanlı Arşivi'ndeki, Rebiyülâhir 1254 (Haziran 1838) tarihli bir 'temessük'te (borç senedi) "Karacaahmet Zaviyesi'ndeki hisselerini ilzam eyledikleri" şeklinde bir kayıt vardır. Bu hisseleri ellerinde bulunduran Hatice ve Ümmügülsüm Hanımlar bu temessükü müştereken imzalamışlardır. Tekkenin, 1256 (1840) tarihinden evvel, 1241 (1826) tarihinde meydana gelen Vak'a-yı Hayriye sırasında resmen kapatıldığı sanılmaktadır. Cevdet Tarihi'nde bu olay anlatılırken Üsküdar'da bulunan Bektâşî Tekkeleri'nin kapatılıp yıktırıldığı yazılmıştır. Yıktırılan tekkeler, Öküz Limanı (Yarımca Baba), Merdiven Köyü, Çamlıca (Tahir Baba) ve Üsküdar Bektâşî tekkeleridir. Üsküdar Tekkesi diye anılan tekke, Karacaahmet Sultan Tekkesi olmalıdır 
41-İBRAHİM AĞA CAMİİ TEKKESİ 

Açıklama 

Mustafa Efendi Tekkesi diye de bilinir. Tekke, Ayrılık Çeşmesi'nde, İbrahim Ağa Camii içinde tesis edilmiştir. (İbrahim Ağa Çayırı Mescidi bahsine bakınız.) Hadîkatü'l-Cevâmi yazarı Hafız Hüseyin Efendi kitabında diyor ki: "Bir zaman sonra Meşayihi Kadiriyye'den Şeyh Mustafa Efendi, mescidi zaviye" haline getirmiştir. Şeyh Mustafa Efendi, 1134 (1721) tarihinde vefat ettiğine göre, mabet engeç 1720 tarihlerinde tekke haline getirilmiş demektir. Mescit, yapımından 150 sene sonra tekke olmuştur. Şeyh Mustafa Efendi'nin Kadirî sikkeli şâhidesi mabedin hazîresinde olup üzerindeki kitâbesi şudur: Kutb-ı âlem Hazreti Sultan Abdülkadir'in Rûh-ı tahkikin tutub itmişdi terk-i mâsivâ Manevî evlâdı idi şübhesiz sadatdan Rûh-ı kudsisine eylerdi demâdem iktida Rûz u şeb ihyâ eyledi Kadirî erkânını Bu makam-ı dilküşâde olmuşdu mukteda Bir dua idüb didim tarih harf-ı cevheri Ola me'va-yı cây-gâhın Kadirî Şeyh Mustafa 1134 Tekkenin bundan sonraki şeyhlerinin ismi şimdilik belli değildir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki B. 1146 (Aralık 1733) tarihli bir 'arz'da "Babü's-saâde nezaretinde bulunan evkaftan Üsküdar'da İbrahim Ağa Zaviyesi" diye adı geçmektedir. Tekkenin ismi, 1199 (1784)-1256 (1840) tarihli tekkeler listesinde ve 1307 (1890) senesinde bastırılan Mecmua-yı Tekaya'da yoktur. 1250 (1834) tarihinde icra edilen Saliha Sultan Düğünü'ne davetli şeyhler arasında da, bu tekkenin ismi mevcut değildir. 1328 (1910) tarihli İstanbul Belediyesi İhsaiyat (istatistik) Mecmuası'nda ve Hacı İsmail Beyzâde Osman Bey'in 1304 (1886) tarihli Mecmua-yı Tekaya adlı eserinde de adı yoktur. 
42-HİNDÎLER TEKKESİ (FEYZULLAH EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Cumartesi olan bu Kadirî Tekkesi, Selâmi Ali Efendi Caddesi'ne açılan Küfeci Çıkmazı üzerinde bulunuyordu. Tekke, 1161 (1748) tarihinde vefat eden, Şeyh Feyzullah Efendi tarafından kurulmuştur. Tekkesi'ni 1737 tarihinde tesis etmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki 5 Zilhicce 1238 (13 Ağustos 1825) tarihli bir 'istida'da tekkenin ismi "Seyyid Mürtaza oğullarından Arabşi oğlu Feyzullahü'l-Hindî" şeklinde geçmektedir. İstidada ayrıca bu Kadirî Tekkesi'ne şeyh tayini rica edilmiştir. Mecmua-yı Tekaya adlı eserde, Hindûlar Tekkesi ismiyle kayıtlı olup, yeri arsa olarak gösterilmiştir. Yine bu kitapta, Veliyyüddin Efendi'nin 1890 tarihlerinde tekkenin şeyhi bulunduğu yazılıdır. Buna göre, dergâh bu yıllarda yanmış veya yıkılmıştır. Fakat, kısa bir müddet sonra yeniden ahşap olarak yapılmıştır. Tekkeye, 13 Recep 1325 (22. 8. 1907) tarihinde yardım edilmesi istenmiştir. Yüksek bir mevkide bulunduğundan güzel bir manzaraya sahip olan tekke, 1930 tarihlerinde yıkılmıştır. Tekkenin yan tarafındaki mezarlığın büyük bir bölümü yok olmuş bir kısmı ise, yakın tarihte, cadde kenarındaki, Feyzullah Efendi'nin lâhdi yanında hazırlanan hazîreye nakledilmiştir. Tekkenin, buradaki Çingenelerle sıkı bir bağlantısı vardı. Hindistan'dan yayıldığı söylenen bu kavim, İstanbul'a Fatih Sultan Mehmet tarafından, Gümülcine'den ve Menteşe Sancağı'ndan getirtilerek Edirnekapı dahiline yerleştirilmişti. Daha sonraki dönemde ve XVIII. yüzyıl başlarında şehrin iç kısımlarına, bilhassa Fatih Camii civarındaki Büyük Karaman ve Dülgerzâde Mahallelerine yayılmışlardı. Fakat işledikleri ananevî suçlar nedeni ile bu yerlerden kaldırılarak Sulukule, Yenibahçe, Ayvansaray- Lonca, Üsküdar-Selâmsız, Kasımpaşa- Hacı Hüsrev, Beyoğlu-Yenişehir-Sazlıdere semtlerine ve Büyükdere-Çayır Mahallesi'ne yerleştirilmişlerdir. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, Selâmsız Çingeneleri Üsküdar'a XVIII. yüzyıl ortalarına doğru muhtemelen, 1730-35 tarihlerinde gelmişlerdir 
43-HALİM GÜLÜM TEKKESİ (HALİM KERİM TEKKESİ veya ZİNCİRLİKUYU TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Pazar olan bu Kadirî Tekkesi, eski bir Yeniçeri Kolluğu olan, Üsküdar Emniyet Amirliği binasının yanında ve Hakimiyet- i Milliye Caddesi üzerinde, Yeni Cami Sebili karşısında idi. Yeni Cami ve eski bitpazarı nın bulunduğu semt, Zincirlikuyu ismini taşıdığından, tekke bu isimle de anılırdı. Tekkenin hangi tarihte yapıldığı belli değildir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki 16 Şevval 1185 (22 Ocak 1772) tarihli bir 'ilâm'a göre; "Abdülhalim Dede Zaviyesi'ne mütevelli tayini" yapılmıştır. 29 Zilhicce 1214 (24 Mayıs 1800) tarihli bir 'istida' ile de; "Yusuf Efendi'nin bina ve ihdas eylediği ve Halim Dede, Selim Dede ve Kölem (Kelem) Dede Zaviyesi'ne yevmi üçer kıyye (okka) et tahsisi" istenmiştir. Tekke yandıktan sonra Yusuf Efendi tarafından yeniden yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Tekkenin ikinci bânisi Yusuf Âgâh Efendi, Süleyman Penah Efendi'nin oğludur. 1157 (1744)'te doğdu. 1169 (1755)'te babası ve ağabeyi Osman Efendi ile İstanbul'a geldi. 1188 (1774)'te mektubi-i sadr-ı âli'ye girip sonra hâcegândan oldu. Mevkufatî, kalyonlar kâtibi, yeniçeri kâtibi, ambar emini, tersane emini, matbah emini, rikâb-ı hümâyun defterdarı, baruthane nazırı, cebeciler ve mehterhane nazırı, olduktan başka Hibetullah Sultan'ın kethüdalığı görevinde de bulundu. Beşiktaş Sahilsarayı onun tarafından tamir ettirildi. Sonra sadaret kethüdası, surre-i hümâyun emini ve nişancı oldu. Bu değerli insan, 1239 Cemaziyelevvelin ikisinde (4 Ocak 1824) vefat etti. Kabri, Şehzadebaşı Camii hazîresinde, Hümaşah Sultan açık türbesi civarındadır. Kabri lâhit şeklindedir 
44-FEYZULLAH EFENDİ TEKKESİ (ŞEYH RÛMÎ EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Cumartesi olan bu Şabanî Dergâhı Ahmediye Camii'nin, Gündoğumu Caddesi'ne açılan avlu kapısının sol tarafındaki tepe üzerinde idi. Bugün, arsası ve hazîresi mevcuttur. Tekke, bir çıkmazın nihayetinde bulunuyordu. Arsasında mutfak bacasının bakiyesi görülmektedir. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde 'Ağa Hamamı kurbinde Seyyid Feyzullah Efendi Tekkesi' adı ile kayıtlıdır. Mir'at-i İstanbul adlı eserinde Raif Bey: "Bu tekkede Şeyh Atâ Efendi namında bir zat medfundur. Tekkenin altında bir çeşme mevcut olup üzerindeki tarih şudur: Sâhibu'l-hayrat ve'l-hasenat merhum Çavuşbaşı esbak Hatibzâde Ahmet Ağa ruhiçün rızaen lillahi teâlâ... Tarih-i binası 1194 (1780)'dir. İşbu tekke bu def'a yeniden tamir ve termim olunmuştur" demektedir. Bu çeşme bugün mevcut değildir. Bu ifadeden dergâhın 1890 tarihlerinde yenilendiği anlaşılıyor. Çeşme sahibi Ahmet Daniş Ağa Hatibzâdelerdendir. Hatipzâdelerin türbesi ise, İnadiye Tekkesi'nin yanında idi. Bugün mevcut değildir. Ahmet Daniş Ağa, Ragıp Paşa dairesine girip sadaretinde kapıcılar kethüdası olmuştur. Sonra ilerleyerek kapıcıbaşı ve 1170 Zilkadesinde (Temmuz 1757) çavuşbaşı oldu. Bir ara Bostancı Kışlası bina emini oldu. 1191 (1777)'de Midilli'ye ikamete gönderildi. 1192 (1778)'de orada vefat etti. Şairdir. Pirî Paşa Mescidi'ne minber koydu. Vefatında ruhu için bu çeşme yaptırılmıştır 
45-EKMEK YEMEZ TEKKESİ (EMEK YEMEZ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Pazartesi olan bir Bayramiyye Dergâhı idi. Salacak İskelesi Arka Sokağı ile Lâmekânî Hüseyin Sokağı'nın birleştiği yerde ve ikinci sokağın sağ köşesinde bulunuyordu. Civarında Musahib Mustafa Paşa'nın 1094 (1683) tarihli güzel bir meydan çeşmesi ve bunun hemen arkasında büyük bir sarayı ve sol tarafında ise paşanın divan kâtipliğini yapmış bulunan meşhur Şair Nâbî'nin evi ve bir dönem evlendirme dairesi olarak kullanılan kütüphanesi vardı. Ayrıca bunların önünde Hatice ve Fatma sultanların sahil sarayları bulunuyordu ki, yerleri hâlâ arsa halindedir. Büyük bir semahanesi olan, haremlik ve selâmlıklı iki katlı tekke binasının çatısı çökmüş, harap bir halde iken 1935 yılında yıktırılmışdır. Bugün yalnız sonradan yaptırılan yığma taş türbe ve bodrum katı kârgir, diğer iki katı ahşap olan şeyh evi mevcuttur. Şeyh evi, pek harap olduğundan 1975 tarihlerinde oturanlarca terk edilmişdir. Tekkenin arsasına bir kaç apartman yapılmıştır. 
46-CEDİD HACI DEDE TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü Pazar olan bu Kadirî Tekkesi Üsküdar'da, Tunusbağı civarında ve Bali Çavuş Camii içinde tesis edilmiştir. Mabet, İnadiye Mescidi Sokağı ile Musahipzade Sokağı'nın birleştiği yerde ve ikinci sokağın sağ köşesinde idi. 1006 (1597) tarihinde Bali Çavuş tarafından yapılmıştır. Arkasında Şeyhülislâm Mehmet Kâmil Efendi'nin muhteşem aile sofası, karşısında ve yol aşırı yerde, köşede Esma Sultan Mektebi ve bunun sağ tarafında ise, meşhur Menzilhane bulunuyordu. Menzilhanenin karşısında da Şeyhülislâm Mustafa Efendi'nin aile sofası vardır. Sokağa ismi verilen Musahipzâde Celâl Bey'in evi de burada olup restore edilmiştir. Tekkenin yapıldığı tarih belli değildir. 1199 (1784) tarihli tekkeler listesinde "Bali Mahallesi'nde, Cedid Hacı Dede Tekkesi, İnadiye kurbinde, Bali Çavuş Mescidi'nde olan zaviye, be-dest Seyyid Hasib Efendi" diye kayıtlıdır. 1256 (1840) tarihli tekkeler listesinde "Kadiriyye'den Cedid Hacı Dede Tekkesi, der Tunusbağı, der Üsküdar" diye kayıtlıdır. 1890 tarihinde basılan Mecmua-yı Tekaya'da ise adı yoktur. Üsküdar'da, Alaca Minare Tekkesi'nin diğer adı, Hacı Dede Tekkesi olduğu ve daha evvel, 1745-50 tarihlerinde kurulduğu için buna, Cedid Hacı Dede Tekkesi denmiştir. Tekke, Şeyh Hasib Efendi'den sonra Şeyh Halil Efendi tarafından yeniden yaptırılmıştır 
47-AYŞE SULTAN TEKKESİ 

Açıklama 

Âyin günü perşembe olan bu Celvetî Tekkesi, İmrahor Mahallesi'nde ve Öğüdül Sokak üzerinde bulunuyordu. Tekkenin önünde, 1007 (1598) tarihli ve kendi adı ile anılan çeşmesi, tam karşısında babasının yaptırmış olduğu sıbyan mektebi, sol tarafında ise Mirahur Mehmet Ağa Camii ve hazîresi vardır. (Ayşe Sultan Çeşmesi bahsine bakınız.) Ayşe Sultan, Kanunî Sultan Süleyman'ın torunu, Mihrimah Sultan ile Sadrazam Rüstem Paşa'nın kızıdır. İlk önce, Sadrazam Semiz Ahmet Paşa ile evlendirilmiş; ondan, Abdurrahman Bey, Hakani Mehmet Bey, Şehid Mustafa Paşa ve Osman Bey adlı çocukları olmuş fakat Ahmet Paşa'nın 988 (1589) tarihinde vefatı üzerine, 990 (6 Nisan 1592)'de Nişancı Feridun Beğ'le evlenmiş fakat Feridun Paşa'nın ertesi yıl vefat etmesi üzerine tekrar dul kalmıştı. Feridun Paşa, Eyüp Sultan'daki, Mimar Sinan yapısı türbesine gömülmüştür. 1003 (1594)'te oğlu ile hacca giden Ayşe Sultan'ın, son defa olmak üzere, Celvetî tarikatının kurucusu, Aziz Mahmud Hüdâyî Efendi ile evlendiği söylenir. Vefatında vasiyeti gereğince kocasının türbesi yanındaki hazîreye defnedilmiştir. Tekkenin ne zaman yıkıldığı veya âyinlerini durdurmak mecburiyetinde kaldığı belli değildir. 1890 tarihlerinde yazılan Mecmua-yı Tekaya'da Ayşe Sultan tekkesi kayıtlı olduğu halde, şeyhinin isim hanesi boş bırakılmıştır. Bundan da, tekkenin bu tarihten evvel faaliyetini tatil ettiği anlaşılır. Tekkenin adı 1256 ve 1294 tarihli tekkeler listesinde yoktur. Tekkenin şeyhleri belli değildir. Yalnız, duahan Ebu'l-kavak İsmail Hakkı Molla burada 1905'den 1914 tarihine kadar Şeyhlik etmiştir. Kendisi Nakşî idi 
48-ATİK VALİDE SULTAN TEKKESİ (KARABAŞ-I VELÎ TEKKESİ) 

Açıklama 

Toptaşı mevkiinde ve Valide-i Atik Camii'nin yan tarafında ve Tekke Önü Sokak üzerindedir. Tekke, bir medrese binası tarzında olup etrafında hücreler, ortasında büyük bir avlu vardır. Nurbânu Valide Sultan tarafından, Toptaşı Camii ile beraber Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Burası âyin günü Pazar olan bir Şabaniyye Tekkesi idi 
49-ALACA MİNARE TEKKESİ (ŞEYH SADIK EFENDİ TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Perşembe olan bu Nakşibendî Dergâhı, Kartal Baba Caddesi, Köprülü Fazıl Paşa Sokağı ve Boybeyi Sokağı ile Miroğlu Sokağı'nın çevirdiği adayı kaplayan büyük bir tekke idi. Mescidi, aşhanesi, müştemilât binası, çeşmesi, küçük hamamı ve hazîresi vardı. Bugün bir çoğu yok olmuş, kalanlar ise, virane haline gelmiştir. Hadîkatü'l-Cevâmi yazarı, Alaca Minare Camii bahsini anlatırken, bu tekke hakkında da şu bilgiyi vermektedir: "Alaca Minare Camii karşısında Nakşibendiye tarikatinden el-hac İbrahim Efendi'nin Tekkesi vardır ki Alaca Minare Tekkesi adıyla anılır." Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, tekke, ismini Alaca Minare Camii'nin karşısında bulunmasından dolayı almıştır. Buna rağmen farklı bir kaç isimle de anılmaktadır. Hadîkatü'l- Cevâmi yazarı, Alaca Minare Tekkesi dediği halde, Ahmet Münib Efendi, Mecmua-yı Tekaya adlı risalesinde, Şeyh Sadık Efendi Tekkesi diye kaydetmekte ve tekkenin Hacı Dede Tekkesi ismi ile de anıldığını belirtmektedir. Tekke, 1143 (1730) tarihinde Hacı Dede tarafından yaptırılmıştır. Dergâhın esas kapısı, Kartal Baba Caddesi tarafındadır. Kapının sağında semahane olarak kullanılan mescit bulunmaktadır. Şimdi yalnız dört duvarı kalmıştır. Son cemaat yerindeki kabirlerden eser yoktur. Kapının sol tarafında ahşap, şahnişli şeyh evi ve şahniş altında, Hüsameddin Ağa'nın 1206 (1791) tarihli çeşmesi görülmekte idi. Mescidin sol tarafındaki hazîre bugün de mevcuttur 
50-AFGANLILAR TEKKESİ (KALENDERHANE TEKKESİ) 

Açıklama 

Âyin günü Perşembe olan bir Nakşî Tekkesi idi. Çinili Cami'in sol tarafında olup etrafı yüksek bir duvarla çevrilmiştir. Allame Sokak, Silâhtar Bahçesi Sokağı ve Binbaşı Sokağı ile çevrili olan adayı kaplar. Silâhtar Bahçesi Sokağı üzerinde mutfak ve hamamı vardır. İnce tuğla ve horasandan yapılmış olan bu yapılar pek harap durumdadır. Tekkeye, Allame Sokağı'na açılan kesme taş kemerli ve söveli bir kapıdan girilir. Zemini taş döşeli bahçe yolunun sağında etrafını çok alçak kesme taş bir duvarın çevirdiği hazîre, solunda ise üç katlı ahşap eli böğründeli şeyh evi vardır. Hazîrenin yanındaki yoldan, biraz ilerideki havuza ve onun yanındaki kuyunun bulunduğu yere gelinir. Havuz, kare şeklinde olup etrafı kesme taş ile çevrilidir. Kuyunun bileziğinde kitâbe yoktur. Önünde granit taşından bir kırık tekne vardır 



istanbul burad.com...