KÖÇEOĞLU KÖŞKÜ (AHMET CELÂLEDDİN PAŞA KÖŞKÜ)



Köşk, Acıbadem Semti'nin üst taraşarındadır. Kadıköy yönünden gelindiğine göre, Küçük Çamlıca-Acıbadem yolunun sağ tarafında, Çamlıca-Nişantaşı yolunun da, 500 m. kadar güneyindedir.


KÖÇEOĞLU KÖŞKÜ (AHMET CELÂLEDDİN PAŞA KÖŞKÜ)

Köşk, Acıbadem Semti'nin üst taraşarındadır. Kadıköy yönünden gelindiğine göre, Küçük Çamlıca-Acıbadem yolunun sağ tarafında, Çamlıca-Nişantaşı yolunun da, 500 m. kadar güneyindedir. Yola ismini veren, Nişantaşı bugün de bâkidir. Abdülmecit ve Abdülaziz devirlerinin büyük sarraşarından olan Ermeni asıllı Köçeoğlu Agop Efendi'nin bu malikanesi sonradan, Padişah Yaverlerinden SerhaŞye lâkabıyla meşhur olan Ahmet Celâleddin Paşa tarafından satın alınmıştır. Bugün Ankara Asfaltının üzerinden geçtiği, Uzunçayır Mesiresi'ne karşı bulunan köşkün yanında gayet geniş bir korusu ve arazisi vardır. Ahmet Paşa, köşkü satın aldıktan sonra tamir ettirmiş ve bu sırada da yanına iki köşk daha ilâve etmişti. Fakat, Ahmet Paşa'nın yaptırdığı bu köşkler, 1935 tarihlerinde yanmış, Köçeoğlu Köşkü ise günümüze kadar gelebilmiştir. Duvar ve tavanları yağlı boya resimlerle süslü bulunan yapı bugün Askerî Sanatoryum olarak kullanılmaktadır. Köşkün yanındaki koruya 1935 yangınından sonra, Güzel Orman Çişiği adıyla bir gazino açılmıştı. Köşkün ilk sahibinin Bebek'te, ayrıca muhteşem bir yalısı vardı. Ahmet Celâleddin Paşa, Hademe-i Hassa-i Şahane'den yetişmiştir. Saçları az olduğundan evvelâ 'Kel' sonraları da 'SerhaŞye' lâkapları ile anılmıştır. Gösterişli, yakışıklı, mert ve son derece doğru sözlü bir kimse olan Ahmet Paşa, Mısır Hıdivi İsmail Paşa'nın kızı Prenses Fatma Hanım'ın kızı İsmet Hanım'la evlenmişti. Karısını genç yaşında veremden kaybetmesi üzerine, kendisine büyük bir miras kalmış ve bunu da Avrupa kumarhanelerinde yemişti. 1897'de Paris'e gönderilen Paşa, burada toplanan Jön Türkler'i Türkiye'ye getirmeğe çalışmış ve bunda da oldukça başarılı olmuştu. Dönmesini temin ettiği kimseler arasında, meşhur Mizancı Murat Bey de vardı. Sultan II. Abdülhamit'e karşı sonsuz bir bağlılığı olduğu halde, dönüşlerini temin ettiği Jön Türkler'e, Yıldız Sarayı'nca reva görülen muameleler karşısında muhalefet cephesine geçmişti. 1904 tarihinde gizlice Mısır'a giden Ahmet Paşa'nın burada Abdülhamit'e suikast bile hazırladığı rivayet edilerse de doğru değildir. 1908 İnkılabı'ndan sonra İstanbul'a dönen Paşa, Abdülhamit zamanında Nişantaşı'nda saraydan farksız bir konakta; mütareke ve Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında ise, Beyazıt'ta Elektrik İdaresi sırasındaki konaklardan birinde oturmuştu. Köçeoğlu Köşküne, Acıbadem Caddesi ile birleşen Nişantaşı Yolu ile gidilir. Bir koru içinde ve meyilli bir arazide bulunan köşk, yoldan 150-200 m. ileridedir. Köşkün sol tarafında derin bir vadi vardır. Bunun solunda ve yüksek bir tepe üzerinde bir koru daha bulunmaktadır. Köşkün civarında Hassa Müşiri Rauf Paşa'nın (1832-1908) köşkü ve çiftliği vardı. Köşk yıkılmış ve arazisine Tersane Sitesi yapılmıştır. Havuzu elan durmaktadır. Kabri, Karacaahmet'tedir.