Üç Dinin Buluştuğu Bahçe



Sahil yolundan Kuzguncuk’un ana caddesi olan İcadiye Caddesi‘ne girdiğiniz anda o tarihi havayı solumaya başlıyorsunuz. Yol uzun bir mesafede düz ama daha sonra yokuşlar başlıyor.


Üç Dinin Buluştuğu Bahçe

Kuzguncuk Evleri
YÜZYILLARDIR SÜREGELEN HOŞGÖRÜ ORTAMI
“Çengelköy’ün zerzevatı, Beylerbeyi’nin zevatı, Kuzguncuk’un haşeratı meşhurdur.” diye bir laf varmış. Haşerat kelimesiyle geçmişte gayrimüslim nüfusunun Müslüman nüfustan fazla olduğu bu semtin gayrimüslim nüfusu kastedilirmiş. Hangi akla hizmet ve nasıl bir tiynetle söylenegelmiş bilemiyorum?! Zira birçok kaynaktan okuyarak teyit ettiğim bir tarihi gerçek var…
18. yüzyıldan itibaren Ermeniler ve Rumların da yerleşmeye başlamasıyla azınlık semti niteliği pekişen Kuzguncuk’ta bir kaçı halen ibadete açık olan iki Rum, bir Ermeni kilisesi ve iki sinagog bulunmakta. 1950′li yıllara kadar Müslüman halk azınlıkta olduğundan mahallede bir cami yokmuş.
Müslüman cemaat çoğalınca bir camiye ihtiyaç duymuşlar, ancak bütçeleri yeterli olmayınca yardımlarına mahallenin Ermeni cemaati yetişmiş. Sahilde bulunan Ermeni Kilisesi, bahçesinin bir bölümünü cami yapımı için bağışlamış ve inşaatı için de yüklü bir miktar para yardımı yapmış. Kilisenin yapımına da zamanında devrin padişahı Abdülaziz yardımda bulunmuş.
İş bu laf ne zamanlardan kalmadır bilmem ama mahalledeki hoşgörü ortamının sürdüğünün geçen Ramazan’da Museviler’in sinagogda iftar vermesi ve mahallede yaşayan üç dinin mensuplarının birbirlerinin bayramlarını tebrik etmesini en açık kanıtlarından görmek mutluluk verici…
Yazının son bölümünde Kuzguncuk sokaklarında ve sahilindeki gezimizden bahsedeceğim.

CADİYE CADDESİ’NDEN NOSTALJİK SOKAKLARINA
Sahil yolundan Kuzguncuk’un ana caddesi olan İcadiye Caddesi‘ne girdiğiniz anda o tarihi havayı solumaya başlıyorsunuz. Yol uzun bir mesafede düz ama daha sonra yokuşlar başlıyor.
İstanbul’un ruhu olan nadir semtlerinden biri olmasının hakkını veriyor… Her daim burnunuza hanımeli, ıhlamur kokularının geldiği, kasaba havasını hiç kaybetmeyen semtte üç dinin de içiçe yaşadığını açıkça görüyorsunuz. Dünya’da çan, ezan ve hazan sadece İstanbul ve Kudüs’te yüzlerce yıldır bir arada yankılanmakta olduğundan değerli ve nadir bir ambiyanstır.
Kuzguncuk’ta sokak isimleri özenle seçilmiş sanki; Akasya, Ayçiçeği, Bahçe, Güzel Bahar, Hayırlı, Tütsülü, Yapraklı Çınar, Simitçi Tahir, Baba Nakkaş, Aziz Bey, Tenekeci Musa, Perihan Abla…
Sokaklarında küçük çocukları koştururken, kahvesinde yaşlı amcaları demlenirken görmek mümkün olan ender semtlerden birindeyiz… Kadim beraberliklerin olduğu belli; bakkalı, fırını, kahvecisi, berberi velhasıl tüm esnafı birbirini tanıyor.
Bu sokaklar devasa süpermarketlere ve alışveriş merkezlerine yenilmemiş, huzur ve sükunetini muhafazada dirayetini bozmamaya kararlı… Çevrede dolaşırken mimarlık öğrencilerine rastlamak mümkün, ne de olsa proje için ender bir çalışma ortamı…
İstanbul’un göbeğinde ama şehrin karmaşasının da bir o kadar uzağında bir semt. Turuma devam ederken karakola rastlamamış olmam tuhaf geldi.

İcadiye Caddesi’ndeki Tarihi Evler
Kuzguncuk’un köy içi dokusunu,bugüne dek geçirdiği yangınlardan kalabilen ve 19.yy’ın ikinci yarısıyla 20.yy’ın başına tarihlenen sıra evler, tek evler, köşkler ve son dönem apartmanları şekillendirmekte olup 1864 yangını sonrası yapılan ve semtin özgün dokusunu oluşturan sıra evler ya tümüyle kagir ya da kagir zemin kat üzerinde yükselen ahşap üst katlardan oluşmakta.
Kuzguncuk’un kazançlarından biri de ünlü ve yerli sakinleri… Mahalle sakinleri arasında şair Can Yücel, mimar ve şair Cengiz Bektaş, ressam ve heykeltraş Bihrat Mavitan, tiyatro ve sinema sanatçıları Uğur Yücel ve Hülya Koçyiğit, şair ve yazarlar Oktay Rıfat, Rıfat Ilgaz gibi isimler de var. Kimisi burada doğup büyümüş, kimi de uzun yıllar yaşamış veya halen yaşamaya devam ediyor.

Rum Ayios Panteleymon Kilisesi
İcadiye Caddesi boyunca karşılıklı sıralanan 2-3 katlı, cumbalı evleri, fırınları, manavı, küçük kafeleri ile buram buram nostalji kokuları yükseliyor. Caddenin sağ tarafında yükselen 1896 yılı yapımı Rum Ayios Panteleymon Kilisesi, yeşil ve demir kapısındaki kabartması, önünde yükselen çan kulesiyle oldukça ihtişamlı…
İcadiye Caddesi’ne inen soldaki ilk sokaklardan biri “Perihan Abla Sokağı” rengarenk cumbalı evlerin çiçekli pencerelerini fotoğraf karelerine taşımak için enfes bir köşe…

Rengarenk Kuzguncuk Evleri
Sokağın caddeye çıkan köşesinde Nusrettin Amca’nın Ekmek Teknesi fırını benim gezdiğim günlerde ufak bir kafe olarak işletiliyordu ama tabelası halen dizideki haliyle asılı duruyor. Hemen karşısındaki 120 yıllık Yunus Emre Odun Ekmek Fırını taze muffin, ayçöreği, acıbadem, kurabiye çeşitleriyle iştah kabartıyor…
Üryanizade Sokak da Mimar Nevzat Sayın‘ın mahallenin küçük çocuklarıyla birlikte duvar resimleriyle donattığı bir sokakmış…
İcadiye Caddesi boyunca ilerlediğinizde solda Ekmek Teknesi’nden hatıralara kazınmış Nusret Amca ve ailesinin bostan manzaralı 2 katlı ve teraslı evi bulunuyor. Hemen karşısındaki dev ağacın önünde dizide bile her daim oradan eksik olmayan çiçekçisi…

Ekmek Teknesi
Nusret Amca’nın fırını, ölünün berber dükkanı, kılın kasap dükkanı, Ruhi’nin nalbur dükkanı ve Herodot Cevdet’in o güzel hikayeleriyle ruh verdiği kahvehane… Hepsini aynı cadde üzerinde bulacaksınız.
KUZGUNCUK SAHİLİNDE DEVAM EDELİM…
Kuzguncuk sahilinde yer alan yalılardan günümüze kalan görkemli örnek, Fethi Ahmed Paşa Yalısı‘dır. İlk sahibi II. Mahmut (1808-1839) ve Abdülmecit (1839-1861) dönemlerinde önemli devlet görevlerinde bulunan Fethi Ahmet Paşa…. Harem ve selamlık olmak üzere iki ayrı kısımdan oluşan yalının ardında çam, çınar, köknar ağaçlarının çoğunlukta olduğu büyük bir koru bulunuyor. Günümüze yalnız selamlık bölümü kalan yalının korusu, halka açılması ve içinde yapı yapılmaması koşuluyla belediyeye bırakılmış.

Kuzguncuk Sahili Boyunca Evler
1952 tarihli Yeni Cami haricinde 19. yüzyılın sonlarına tarihlenen Üryanizade Mescidi de II. Abdülhamit’in (1876-1909) şeyhülislamlarından Üryanizade Ömer Efendi tarafından yaptırılmış. Şerefesi saçaklı minaresi, İstanbul’daki ahşap minarelerin en zengin ve dikkate değer örneklerinden biri olan bu naïf eseri ziyaret etmenizi boğaza sıfır secdeye durmanın tarifsiz tecrübesini tatmanızı öneririm.
Bir de yalılar arasına sıkışmış birkaç ufak alan var ki Ekmek Teknesi’nin bohem şahsı Kirli’nin kulübesi bunlardan birinde bulunuyordu. Boğaz kenarına inmişken Kuzguncuk’un şirin iskelesini görmeden de olmaz elbette.
Son olarak tamamını ziyaret edemesem de Kuzguncuk’taki diğer bilindik mekanlardan bahsedelim. Bunlar arasında bu baharda hususi uğrayacağım mekan Hayat Kahvesi… Çünkü “çok paran olsa ne yapardın?” sorusuna verdiğim cevap hep “Nusret Amca’nın evini satın alırdım.” olmuştur.
Gezdiğim tarihlerde dizinin üzerinden bir yıl geçmiş ve sessizliğinde kırık panjurlarıyla mağrur bekleyen evin ferforje penceresinen içeriyi süzerken arkamdan aksanından Ermeni olduğu belli olan bir amca; “kiralamayı düşünüyorsan, 3000 TL istiyorlar, genç adam!” demişti.
Elbette dudak uçuklatan meblağ ile hayal olan temennimin yerini hiç değilse bir kafe olması ya da bir dizi daha çekilmesi düşüncesi almıştı. İşte Somuncu Ailesi’nin malikanesinde bir demli çay ile dizinin o hisli sahnelerini yadetmek hayata bedel olacak.
Hayat Kahvesi
Ekmek Teknesi’ndeki Nusret Baba’nın ailesi ile oturduğu ve bugün “ahşap bir kahve” olan mekânda çay içebilir, hayat kurabiyesinden yiyebilirsiniz.
Pala’nın Yeri
Zamanında sadece bir seyyar köfteci olarak işe başlayan Pala Usta’nın işi büyütmesiyle açtığı dükkanın köfte ve çiğeri meşhur. Sadece köfte değil, kokoreç ve diğer ızgara çeşitleri de bulunan mekan zeminin hafif altında ufak bir dükkan…
Şifalı Şeyler
Kuzguncuk’ta nev-i şahsına münhasır bir aktar. Adından anlaşıldığı gibi şifalı şeylerin satıldığı dükkanda karınca kreminden kurutulmuş patlıcana, çeşitli meyve yağlarına kadar doğal olan her şeyi bulabilirsiniz.
Pita
Kendine has ev yemeklerinin yapıldığı, dekorasyonu ile sizi Kuzguncuk’tan dışarı çıkarmayan, sınırların içinde bir mekân.
Tesadüf
Eğer Kuzguncuk’a sabah gittiyseniz ve kahvaltı yapmadıysanız üzülmeyin. Gökçe’nin hazırladığı nefis kahvaltı sizi bekliyor. Taş duvarların arasında tanımadığınız ama sizin buralarda önceden de bir şeyler atıştırdığınız hissi uyandıran tesadüfî bir yer.
Kuğu Kıraathanesi
Her ne kadar Heredot Cevdet içeride oturmasa da yaşlı amcalardan tarih sohbeti dinlerken çayınızı yudumlayabilirsiniz.
Café Sitare
Sıcacık atmosferi, her yaşa hitap eden çizgisi, nostaljik dekorasyonu ve şık bahçesiyle bir keyif noktası tarihi binasında modern ve klasik tarzıyla hizmet veriyor. Dünya mutfağından yemekler ile pizzalar, makarnalar, ekmek çeşitleri ve eski usul yapılan nefis dondurma menüsündeki tatlar.
Görele Pidecisi
Sadece pide değil sulu yemekler ve döner bulunan tam bir esnaf lokantası. Kapalı pide piştikten sonra kabarmış olan üst kısmını kırıp içine bol tereyağı akıtarak servis ediyorlar. Size de bandıra bandıra yemek yakışır.
İnebolu Evrenye Köy Pazarı
İnebolu’dan gelen ekmekler, peynirler, çeşitli sebze ve meyveler, tarhana çeşitleri ile dokuya yakışan bir dükkan…
Asude 
Perihan Abla’nın çekildiği sokakta hizmet veren mekan, ev yemekleriyle ünlü. Her gün değişen ev yemeklerinden oluşan menüsüyle tipik bir içkisiz aile ve esnaf lokantası.
Dilim Pastanesi
Adını dilim pastalarından alan nefis poğaca ve açmaları sunan boğaz manzaralı taburelerde sefa sürülen ünlü pastane.
İsmet Baba Balıkçı Lokantası
Eskilerin pek bir övdüğü balık restoranı ve meyhane. Ancak son yıllarda fahiş fiyatları, özensiz servisi ve nahoş mekan atmosferiyle tavsiyeden ziyade şikayet alan bir mekan olmuş.

Somuncu Ailesinin Evi (Ekmek Teknesi)
Bir de Istanbul konulu kitaplığımızdan Kuzguncuk hakkında okunacak kitapları sunalım diyorum. Bunlardan da Buket Uzuner’in eseri Kumral Ada Mavi Tuna birçok kişiden övgüler alan gerçeksi bir roman olarak okuyacaklarım arasında yerini aldı bile. Ayrıca Heyamola Yayınları’nın 40 semt 40 yazar serisinden 2009′da yayına yeni sunduğu Kuzguncuk kitabını da merak ediyorum.
Kuzguncuk Üç Dinin ve Ünlülerin Buluştuğu Semt
Nedret Ebcim, Sabahat Ebcim
İleri Yayınları
Kumral Ada Mavi Tuna
Buket Uzuner
Everest Yayınları
Boğaz’daki Mutlu Çocuk Kuzguncuk 
Gülsüm Cengiz
Heyamola Yayınları
Kuzguncuk semtine gün kızıla dönmeden geçici bir vedanın vakti geldi…
Bu huzur timsali sakin mahallenin şanslı insanlarını kıskanmamak elde değil.

 

MURAT GİRGİN on 17-08-2011

GEZİ JURNAL..........