Gülfem Sokak



Aziz Mahmud Efendi ve Eski Mahkeme Sokakları arasında bulunur.


Gülfem Sokak

Gülfem Sokak

Aziz Mahmud Efendi ve Eski Mahkeme Sokakları arasında bulunur. Hâkimiyeti Milliye Caddesi’ne paralel uzanmaktadır. Sokağın eski adı Boyacı Sokak’tı. Boyacı Sokağa 1934’de Gülfem Hatun Sokağı adı verilmiştir. Sokak adını Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Gülfem Hatun’dan almaktadır. Gülfem Hatun, Kanuni Sultan Süleyman’ın cariyelerinden olup, sonradan Kanuni’yi kendine âşık ederek sultanın kadınları arasına girmiştir. Hürrem Sultan gibi Kanuni’yi kendine âşık eden bir başka kadın, İstanbul’da bir mahalleye adını bırakamazken, bunu Murad’ın (1574–1595) Nedimi olmuştur. Av merakından ötürü “Doğancı” ismi ile tanınmış 1577 yılında da ölmüştür. Ahmet Paşa’nın türbesi, Doğancılar Meydanı’ndaki Çakırcıbaşı Hasan Paşa Camii’nin kuzeyindedir. Ramazanoğlu Sokağı’na açılan avlu kapısından girilir. Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Tezkiretü’l- Ebniye’de “Üsküdar’da Hacı Paşa Türbesi” adı ile kayıtlıdır. Evliya Çelebi’nin meşhur seyahatnamesinde ismi “Hacı Paşa Darü’l-Kurrası ve Türbesi” olarak geçmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi bu yerde bir de Hacı Paşa Sarayı’nın bulunduğunu belirtmiştir. Çelebi’nin, Hacı Paşa Darü’l-Kurrası dediği binaya, Hadika yazarı, Çakırcıbaşı Hasan Mektebi demektedir.Evliya Çelebi, Hacı Ahmet Paşa’nın bir de mescidi olduğunu söylemekte ve “Üsküdar mescitlerinden Hacı Paşa Mescidi en seçkinidir” diyerek bu mescidi övmektedir. “Tuhfetü’l-Mimarîn”de Mimar Sinan’ın yapmış olduğu mescidler sayılırken “Üsküdar’da bina olunan Hacı Paşa Mescidi” diye bu mescidin adı geçtiği halde Hacı Paşa’nın yaptırdığı Darü’l- Kurrâ’dan hiç söz edilmemektedir. Hadîka yazarı da bu isimle bir mescit yazmamıştır. Şu anda Aziz Mahmud Hüdâî Mahallesi Mektep Sokak’ta bulunan bu türbeyi Doğancı Hacı Ahmet Paşa sağlığında 1576–1577 yıllarında Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Türbe, klasik Osmanlı türbe mimarisi üslubunda olup, düzgün kesme taştan sekizgen planlı olarak yapılmış, üzeri sekizgen kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Türbenin önündeki giriş revakı günümüze gelemeyerek yıkılmıştır. Bugün yalnızca temelleri görülmektedir. Türbenin üst kısmına yakın bölümünde oldukça belirgin bir silmesi vardır. Türbenin mermer kitabesini Doğancı Hacı Ahmet Paşa’nın akrabası olan Şemsi Ahmet Paşa yazmıştır.