Kanlıca Yoğurdu Tarihçesi



Yoğurdun ve yoğurtçuluğun tarihi bu topraklarda çok eskilere gitmektedir.


Kanlıca Yoğurdu Tarihçesi

Yoğurdun ve yoğurtçuluğun tarihi bu topraklarda çok eskilere gitmektedir. Arkeolojik bulgular, antik metinler, efsaneler, şiirler üzerinden gidersek Sümer masallarında 11. yüzyıldan başlayarak, Türkleşen Anadolu’da ve özellikle Selçuklular’da yoğurt ve ayran tüketiminin bir gelenek olduğu görülüyor. Yine Osmanlı döneminde de yoğurt, sofraların vazgeçilmez unsurudur. Bir Fransız gezgin fetihten önce geldiği İstanbul’da, ticaret yapan Türkmenlerin kendisine “yoğurt” adını verdikleri bir kase kesik süt ikram ettiklerinden bahseder. Ve Kanlıca Yoğurdu, İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı saray sofrasının vazgeçilmez ürünü olmuştur.

Örneğin Sultan II. Beyazıd döneminde (1502) İstanbul’a giren mandıralardan gelme yoğurt çeşitlerinin arasında Kanlıca Yoğurdu’nun adı geçer. Yine 17. yüzyılda Evliya Çelebi’nin Seyehatname’sinin önemli bir kaynak olduğunu kabul edersek İstanbul’un meşhur yoğurtları arasında Kasımpaşa, Ortaköy, Üsküdar ve Kanlıca yoğurdunun meşhur olduğundan bahseder. Çelebi, yoğurtçuların pirlerinin Hazret-i İbrahim ve Zeyd-i Kayseri olduğunu yazar. Yoğurtçular İstanbul’da düzenlenen esnaf olaylarına tablaları ve özgün kıyafetleriyle katılırlarmış.

Kaynaklara bakıldığında Kanlıca yoğurdunun serüveni İstanbul’un fethi ile başlamıştır ve halen devam etmektedir. Kanlıca yoğurdu kökleri oldukça eski, ortak ve kadim bir değerdir. Kanlıca Yoğurdu bir usta ve ustalık geleneğidir

Evliya Çelebi “bu kasabanın halis yoğurdu gayet leziz” demiştir.
Yine İtalya’da Mihitler manastırında rahiplik rütbesine kadar çıkan gözlemci ve tarihçi yazar İnciciyan, 18. Asırda İstanbul kitabında “Kanlıca Yoğurdu meşhur olup İstanbul’a nakledilerek satılır” ifadesini kullanmaktadır.