Üsküdar’da ilk sinemalar



Üsküdar’da ilk sinemalar 1920’li yıllarda faaliyete geçmişlerdi. 1921 başlarında Sinemacı Abidin Bey; Üsküdar Belediyesinden kiraladığı bir mekânda ilk sinema faaliyetini başlatmıştı.


Üsküdar’da ilk sinemalar

Üsküdar’da ilk sinemalar

 

Üsküdar’da ilk sinemalar 1920’li yıllarda faaliyete geçmişlerdi. 1921 başlarında
Sinemacı Abidin Bey; Üsküdar Belediyesinden kiraladığı bir mekânda ilk sinema
faaliyetini başlatmıştı. 2 Mart 1922 Üsküdar’da ıhsaniye Sineması Müdürü,
Müdürü bulunduğu sinemanın Polis Müdür-i Umumisi Esad Bey tarafından
kapatılarak kendisinin de dövüldüğünü beyan ile zarar ziyanın tazmini isteği ile
Dâhiliye Nezaretine başvurmuşlardı.O yıllarda Üsküdar’daki sinemalarda
her sansür memurları görev yapıyor, hem de bilet fiyatlarıımerkezden Dâhiliye
Nezaretince belirleniyordu.
Besim Çeçener’in Üsküdar Anolaro’nda Cumhuriyet Dönemi Üsküdar sinemaları
hakkında önemli bilgiler verilmektedir:
“Üçgen biçimli Çeşme Meydanı, Üsküdar’ın en şenlikli yeri idi. Çünkü mevcut
iki kapalı sinema da bu meydandaydı. O nedenle, “Sinemalar Meydanı” diye de
anılırdı. Çeşme Meydanı denince bıçkın insanlar akla gelirdi. O devir, kabadayı
lar devri idi. Ve ün yapmış kabadayıların öyküleri dillerde dolaşırdı. Kabadayı
ların tayfaları da olurdu. Aynı Amerika’daki gençlerin kurduğu çeteler gibi. Bu
ayrı bir öyküdür. Hâle sineması bugün Ziraat Bankası’nın bulunduğu parselde
idi. Sinema ve tiyatro amacı ile inşa edilmiş bir yapıydo. Uzun dikdörtgen girişinin
sol duvarında, günün filmlerinin afişleri ve bu filmi anlatan 18x24 cm boyutları
ndaki fotoğraflar asılı olurdu. Biz çocuklar bu fotoğrafları inceden inceye
incelerdik. Karşı duvarda da gelecek film tanıtılırdı. Gişe bu duvarda idi. içeri
girince küçük bir fuaye vardı. Fuayenin iki yanından alt kattaki localara ve üst
kattaki balkona çıkılırdı. Partere tam ortadan girilirdi. Oval biçimli sinema salonu’nun
tam karşısında sahne bulunurdu. Perde bu sahneye asılırdı. Parterin etrafı localar bulunurdu. Bu 4 kişilik
locaları tutmak bir ayrıcalık ölçütü idi. Üsküdar’ın köklü aileleri gündüzden
çocuklarını yollayıp en iyi locaları tutmaya çalışırdı. Daha sonra 1950’li ylları
nda “Sunar Sineması” yapılınca bu alışkanlık yeni sinemaya aktarıldı. Hâle
sinemasının balkon kısmı bir âlemdi. Biz çocuklar sanırım daha ucuz olduğun
dan burayı yeğlerdik. Açılır, kapanır tahta koltuk sıraları basamaklı idi. Balkonun
her iki yanı, locaların üstünü kapayacak şekilde, sahneye kadar uzanırdı.
Sinemanın parodi kısmı idi. Seyircilerinin hemen hepsi çocuk olan balkonda o
kadar gürültü yapardık ki, parterde oturan büyükler zaman zaman bağırıp bizi
tehdit ederlerdi. Korkudan 1–2 dakika susar, gene gürültüye devam ederdik.
Hâle Sineması’nın planı, bugün sadece Beyoğlu’nda eski “Ses Tiyatrosu”nda korunan,
XIX. yüzyıl Operet Binaları türünde idi. Sahnesi ve kulisi vardı. Çünkü
Üsküdar halk›ı, “Tülûat Tiyatrosu” türüne karşı köklü bir sevgiye sahipti. Halk,
tiyatro ekiplerine “Trup” derdi. Bu trupların en ünlüsü “ismail Dümbüllü Tiyatro
Trupu” idi. Aslen Üsküdarlı olan ismail Dümbüllü her Çarşamba Hâle Sineması’
nda temsiller verirdi. Biz çocuklar balkonun önünde yer kapmak için saatler
evvel sinemaya gider, leblebi çekirdek yiyerek türlü yaramazlıklar yapardık,
ismail Dümbüllü’nün mezarı Üsküdar’da Çiçekçi ile Duvardibi arasında yol üzerindedir.
Eski Hâle sineması 1965 yıllarında yıkılıp yerine betonarme “Işık Sineması”
yapıldı. Bu sinema da 1985 yılında yıkılıp yerinde Ziraat Bankası şube binası
inşa edildi.
Çeşme Meydanındaki ikinci kapalı sinemanın adı “Bizim Sinema” idi. Bu sinemanı
n eski araba atlarının barındırıldığı bir ahırdan bozma olduğu söylenirdi.
Zaten tek katlı ambar gibi bir sinema idi. En arkada 3–4 tane locası vardı. Sahnesi
giriş tarafında idi. “Bizim Sinema”nın bahçesi de vardı Yaz aylarında filmler
bu bahçede seyredilirdi. Çarşıda bulunan sinemalarn sonuncusu inkilâp Sokağı’
ndaki “inkılâp Sineması” idi. Açık sinema idi.”
Üsküdar ile ilgili anılarını yazan Ahmet Nadir Utkan’a göre; 1960’lı ve 1970’li
yıllarda Üsküdar sinemalar kışlık ve yazlık olmak üzere iki kısma ayrılıyordu.
“Kışn gidilen kapalı sinema salonlarının en meşhuru Sunar Sinemasıydı Sunar
Sineması’nda özel gözlükle seyredilen “üç boyutlu” filmler gösterilirdi. Sunar
Sineması o yıllarda Üsküdar’ın en lüks sinemasıydı. Bugünkü Halk Caddesi’nin
yokuşunun bittiği yerde, meydanda Telefon Başmüdürlüğü (Anadolu Yakası’
nın bulunduğu cadde üstünde Bizim ve Hale sinemaları vardı. Bu sinemalar
köhne ahşap, salaş yapılı sinemalardı. Hale sinemasının tahtadan bir balkonu
vardı. Balkonda bazen karanlıkta fareler ayaklarınızın altından hızla geçer,
herkesi bir bir ayağa fırlatırdı. Burası koltukları yıpranmış, gacur gucur ses çı-
karan kırık dökük bir mekândı. Bizim Sineması ise tek katlı oturacak koltukları,
açılır kapanır demir sandalyeleri olan bir sinemaydı. Bu sinemalarda otuz
iki kısım tekmili birden film oynatılır, sinemaya sabah giren ancak akşam çı
kardı. Okuldan kaçan talebeler için sığınılacak yerlerdi. Filmler hiç ara vermeden
oynatıldığı için kimse dışarıya çıkmaz, sıkılıp filmin tamamını seyretmeden
çıkanların yerini hemen başkaları alırdı. Bu sinemalara gelen halk çoğunlukla
işsiz güçsüz, parasız takımıydı. Hale ve Bizim Sinemaları daha eski dönemlerde
tiyatro olarak kullanılmış, ismail Dümbüllü ve arkadaşları bu tiyatrolarda
sahne almışlardı.”
“O yıllarda televizyon olmadığından evlerde müzik, lambalı radyolardan dinlenir;
geceleri de yazlık sinema denilen, bazı evlerin büyük bahçelerinde kurulu açık
hava sinemalarına gidilirdi. Bu yazlık sinemaların en ünlüleri, Doüğancılar Parkı’
nın karşısındaki Aypark yazlık sineması ile Bizim Sinema, Ahmediye, Tunusbağı
ve Duvardibi’ndeki yazlık sinemalardı. Yazlık sinemaların oturacak sandalyeleri
tahta olduğundan evlerden sandalye yastığı götürülürdü. Yazlık sinemalarda
akşam gösterilecek filmler gündüz, afişçi ve çığırtkan denilen kiiiler tarafından
duyurulurdu. Bu kişiler mahalle mahalle dolaşarak oynayacak filmlerin reklâmları
nı yaparlardı… Yazlık sinemalardan biri de Salacak Gazino sinemasıydı. O tarihlerde
gazinoyu ve plajı işleten Talat Bey isimli bir zattı. Talat Bey oldukça varlı
klı bir kişiydi, kızını Amerikalarda okutacak kadar zengindi. Talat Bey kurnaz bir
kişiydi, Aypark sineması sahibiyle rekabete girişmişlerdi. Acıklı filmler iyi iş yaptığı
ndan hangisi daha acıklı film getirirse, o daha çok müşteri topluyordu. Talat
Bey daha ileri giderek müşterilerine bedava gazoz vermeye başladı. Bunun üzerine
Aypark Sineması sahibi o yıllarda yeni çıkmış olan Fruko dondurmalarından
dağıtmaya başlayınca iş iyice kızıştı, sonunda gelirden zarar ettiklerini anlayan iki

işletmeci de bu işten vazgeçtiler. Yazlık sinema önlerinde seyyar el arabalarında
külah içinde leblebi, çekirdek, koz helva, susam helva, kâğıt helva satan satıcılar
bulunurdu. Bazen turşu suyu da satolordo. Yazlok Sinemalara uzak semtlerden sevgililer
gelir, bahçe sinemasonon en arkasonda yer alorlardo. Sevgililer filmden çok
birbirlerini seyrederlerdi, ışıklar yanınca bir şey yapmıyorlarmış gibi birbirlerine
ilgisiz oturur, meraklı gözlerden gözlerini kaçırırlardı. Aypark sineması Amerikan
filmleri oynatırdı. Bunlardan en beğendiklerim Gene Kell’in müzikal filmleri ile
kovboy filmleriydi. Diyebilirim ki bizim kuşak sinema kültürü Aypark Sineması’nda edindi

 

 

 

X I X . Y U Z Y I L S O N L A R I N D A  U S K U D A R

E S N A F I  VE BIRAKTIĞI MİRAS